İnternet Gazete

Medeni Kanunu’nun 98’inci yıl dönümü: ‘Laik hukukun ve hukuk birliğinin simgesi’

Türkiye’de çağdaş ve laik hukuk düzeninin kilometre taşlarından Medeni Kanun’un kabul edilişinin üzerinden tam 98 yıl geçti. Medeni Kanun’un kabul edilmesiyle Türk kadını erkekler gibi eşit yurttaş oldu.

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü avukat Nazan Moroğlukonuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Medeni Kanun aynı zamanda bir kadın devrimidir. Medeni Kanunumuzun kazandırdığı en önemli yeniliklerden biri kadın erkek eşitliğini getirmiş olmasıdır. Kanunun 8. maddesinde“Her kişinin, medeni haklarından istifade eder. Binaenaleyh kanun dairelerinde haklara ve borçlara ehil olmakta herkes müsavidir” denilerek medeni haklara sahip olma konusunda özgürlük açık bir şekilde vurgulanmıştır”tasarruf kullanıldı.

Moroğlu, açıklamasında şöyle devam etti:

“1926 tarihli devrim yasamız Medeni Kanun ile -tek eşlilik; –resmî nikâh seçilen, “evlenme kağıdı (aile bütçesi) ibraz edilmeden, dini merasim yapılmasının yasak olduğu; –erkeğin “boş ol” demesi ile değil, mahkeme kararı ile boşanma; –evlenme yaşı; –çocuğun dini eğitimini belirleme ana ve babaya ait olduğu; ana ve babanın bu koşulların sınırlanacağı her türlü sözleşmenin geçersiz olduğu; –kız ve erkek çocukların mirasta eşit ödeme hakkı sahibi oldukları” Devrim Yasamız Medeni Kanun’dur. hukukun birliğinin simgesidir.”

Ayrıca yasadaki kirletici maddeler hakkında da anımsatmalarda bulunan Moroğlu ‘kadının soyadı’süreçteki değişimler, “Örneğin, 1992 yılında“evli kadının çalışabilmesini kocasının rızasına ait madde” Anayasa Mahkemesine götürüldü ve Anayasa Mahkemesince özgürlük cezasına aykırı olduğu iptal edildi.

1997 yılında “Kadının Soyadı” maddesinde değişiklik yapıldı, “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır” hükümne, “ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine vereceği yazılı daha fazla başvuruyla kocasının soyadının önünde önceki soyadını da kullanabilir” cümlesi eklendi. Herkesin mutlak kişilik hakkı olan “soyadı” konusunda bu yeni düzenleme ile evlenen kadının soyadı için tam özgürlük sağlanmamış olsa da, özgürlük yolunda bir adım atıldı ve kadınların kocasının soyadı önünde evlilik öncesi soyadını da birlikte taşıma hakkı tanındı”ifadeleri ile aktarıldı.

AKP iktidarı ile yasanın değişimlerine değinen avukat Moroğlu, eleştirilerde bulunarak, “Medeni Kanunla kazanılmış haklardan geri adımlardan… Son zamanlarda iktidar, kadının sadece anne rolü ile sınırlayan, kadının BİREY olarak görmeyen ve Medeni Kanundaki evlilik yaşı ve resmi nikah gibi kadın hakların güvencesi olan kurallar yok sayan anlayışı, kazançlardan geri gidişe yol açmıştır”dedi.

Sözlerine devam eden Moroğlu, “Medeni Kanunun yok sayılmasına yol açan söylemlere ve TBMM’de 2016 yılında kurulan “Aile Bütünlüğünün Ölümsüz Unsurların Belirlenmesi Meclis Araştırması Komisyonu” Raporunda olduğu gibi durumlarda tavsiye edilen ve yasada meydana gelen değişikliklere tanık olunabiliyor.

2017 yılında Nüfus Hizmetleri Kanununda yapılan değişiklikle Medeni Kanunun yürürlüğe girmesiyle hukuk birliğini sağlama olanağı kaldırıldı. Nüfus Hizmetleri Kanununda 19 Ekim 2017 tarihinde “sözde.. İl ve ilçe müftülerine de evlendirme memurluğu yetkisi verildi. Evlendirme üyelerinin sıfatıyla sadece Müslüman yurttaşlar için yasal düzenleme yapıldı. Müftülükler din işleriyle görevli makamlardır. Oysa Medeni Kanunumuz kişilerin din ve inançları ne olursa olsun tüm yurttaşlara uygulanan bir kanundur” dedi.

Son olarak Diyarbakır’da kaybolduktan 21 gün sonra vahşice öldürülmüş halde bulunurken Narin Güran‘ı da anan Moroğlu, “Devrim yasamız Medeni Kanunla kazanılmış haklarımıza sahip çıkmak için, laiklik için, özgürlük ve demokrasi için… Narin’ler yaşasın diye mücadeleye devam…”anılarını kaydetti.

Exit mobile version