Internet Gazete ATAK Ajans Internet Yayıncılık LLC kuruluşudur -
$ DOLAR → Alış: 43,51 / Satış: 43,69
€ EURO → Alış: 51,82 / Satış: 52,02

Zenginler Cenneti, Yoksullar Ülkesi

Abdulkadir EROĞLU
Abdulkadir EROĞLU
  • 10.02.2026
  • 33 kez okundu

Türkiye’de 1 milyon doların üzerinde serveti olan 68 bin kişi var. Rakam küçük gibi duruyor ama gerçeği söylüyor: Bu ülkenin yükünü çeken milyonlarca insanın emeği, çok dar bir zümrenin refahına akıyor. Diğer tarafta ise faturalar, kiralar, gıda ve enerji maliyetleri altında ezilen geniş halk kesimleri…

Haziran 2025’te konutlarda kullanılan doğalgazın metreküp fiyatı 5,63 liraydı. Temmuz’da 7,77 liraya çıktı. Bu sadece BOTAŞ’ın satış bedeli. Dağıtım şirketleri, vergiler ve diğer kalemler eklendiğinde Giresun’da vatandaşa yansıyan fiyat metreküp başına yaklaşık 10 lira. Bu artış ne üreticiye, ne emekliye, ne de dar gelirliye soruldu. Ama bedeli herkes ödüyor.

Enerji fiyatları artıyor, hayat pahalılaşıyor, gelir yerinde sayıyor. Bu tablo tesadüf değil; bilinçli tercihlerle şekilleniyor.

Üretim mi, İzinli Hayaller mi?

Bir yandan “üretim ekonomisi” deniliyor, diğer yandan kenevir gibi stratejik bir ürün bile izinli, sınırlı ve bürokratik hale getiriliyor. Lif, tohum ve sap üretimi amaçlı kenevir yetiştiriciliği yalnızca belirli illerde serbest. Liste uzun ama mantık aynı: “Biz izin verirsek üretirsin.” Yönetmelik yeni değişti 2 il ilave edilip 21 ile çıkarıldı ama Giresun yine yok. Halbuki yörenin doğal bitkisi.

Oysa gerçek üretim, çiftçinin önünü açmakla olur; listeyle, yasakla, onayla değil. Bakanlık isterse yeni iller ekleyebilirmiş… Demek ki mesele üretim değil, kontrol.

Kurallara Dayalı Dünya Düzeni Masalı

Eskiden liderler “kurallara dayalı dünya düzeni” derdi. Bu yıl yeni bir cümle duyduk:
Artık mesele, kimin neyi ne kadar zorlayabileceği.

Bu anlayış sadece dış politikada değil, içeride de geçerli. Kurallar, ihtiyaç duyulduğunda esnetiliyor; vatandaş söz konusu olduğunda ise katılaşıyor.

Enflasyonun Ahlakı Olur mu?

Aralık ayı enflasyonu %0,86. Ocak ayında birden %4’ü geçiyor, %5’e yaklaşıyor. Ne oldu da bir ayda her şey bu kadar pahalandı?

Cevap basit ve utanç verici:
Aralık ayında emeklilere TÜİK enflasyonuna göre zam yapılacaktı.

Bu kadar ucuz, bu kadar hesapçı bir davranış olabilir mi? Devlet dediğiniz yapı güvenilir olmak zorundadır. Rakamlarla oynayan, zamanı kollayan bir devlet anlayışı vatandaşın gözünde meşruiyetini kaybeder.

Özelleştirme mi, Teslimiyet mi?

Bloomberg’in haberine göre hükümet, 15 Temmuz ve FSM köprüleri ile en az 9 otoyolun özelleştirilmesi için İngiltere merkezli Ernst & Young’a yetki verdi.

Bu noktada tarih devreye giriyor. Abdülhamid döneminde demiryolları, madenler, limanlar, tütün, su, gaz, elektrik ve hatta vergiler yabancılara bırakılmıştı.

Bugün tablo farklı mı?
Yöntem değişmiş olabilir ama zihniyet aynı: Gelir getiren ne varsa elden çıkar, günü kurtar.

Ve ironik olan şu: Kendini “yerli ve milli” diye tanımlayan bir siyaset, ülkenin en stratejik altyapılarını yabancı danışmanlara teslim ediyor.

Üretilmiş Muhalefet ve Sessizlik

Bütün bunlar olurken üretilmiş muhalefet derin bir uyku halinde. Tepki yok, direnç yok, gerçek bir itiraz yok. Çünkü sistem, kendi muhalefetini de üretmiş durumda.

Suç, Ceza ve Gerçek Tartışma

Son olarak herkesin konuşmaktan kaçtığı bir mesele var: suç ve ceza.
Suça karışanların vatandaşlığının iptali, ceza yaşının 18’den 16’ya indirilmesi, ağır suçlarda doğrudan yargılama… Bunlar popülist başlıklar değil; toplum güvenliğinin tartışılması gereken başlıkları.

Ama bu konular da yüzeysel sloganlara kurban ediliyor.

 

Bugün Türkiye’de sorun tek tek başlıklardan ibaret değil. Sorun, adaletin, güvenin ve üretimin aynı anda zedelenmiş olması. Zengin daha zengin, yoksul daha yoksul olurken; devlet vatandaşına değil, rakamlara ve yabancı raporlara kulak veriyor.

Ve bu gidişat durdurulmazsa, geriye sadece şu soru kalıyor:
Bu ülke kimin için yönetiliyor?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ