Internet Gazete ATAK Ajans Internet Yayıncılık LLC kuruluşudur -
$ DOLAR → Alış: 43,38 / Satış: 43,56
€ EURO → Alış: 51,20 / Satış: 51,40

Epstein Dosyalarının zamanlaması ve orta doğu jeopolitiği

Ferhat BÜYÜKKALKAN
Ferhat BÜYÜKKALKAN
  • 03.02.2026
  • 28 kez okundu

Son haftalarda ABD Adalet Bakanlığı, milyonlarca sayfayı bulan Jeffrey Epstein dosyalarının yeni bir bölümünü daha kamuoyuna açtı. Bu dev arşiv, çocuk istismarı ve zengin elitlerin ilişkilerini ortaya koyarken aynı zamanda küresel siyasi dengeleri de sorgulatıyor. Ancak mesele sadece içerikteki isimler değil; belgelerin “neden şimdi” yayımlandığı sorusu, 2026’nın jeopolitik kırılma noktalarıyla doğrudan bağlantılı görünüyor.

Epstein dosyaları ilk olarak 2024’te parçalı biçimde kamuya açılmıştı; ancak ittifak yapan Kongre’nin 2025 sonunda kabul ettiği Epstein Files Transparency Act ile 3,5 milyon sayfayı bulan yeni bir yayın dalgası Ocak 2026’da tamamlandı. Dış politika uzmanları, bu büyük zamanlamanın tesadüfi olmadığını, uluslararası güç dengelerinin bir yansıması olduğunu dile getiriyor.

Karmaşık bir hakikatler ağında öne çıkan ilk konu, sonra yayımlanan belgelerin sadece “cinsel skandal” tanımının ötesinde, küresel siyasette şantaj, nüfuz ve istihbarat bağlantılarına dair potansiyel sinyaller taşıması. Uluslararası haber ajanslarının aktardığına göre FBI raporları ve tanık ifadelerinde, Epstein’ın çocuk istismarı örgütüyle birlikte bazı istihbarat bağlantılarına dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu noktada özellikle İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad’a olası temas iddiaları dikkat çekiyor.

Bu dosyaların içeriğinde eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın Epstein ile e-posta ve yazışmalarının yer alması, yalnızca sosyal ilişki ağını değil, potansiyel stratejik bağlantıları da gündeme taşıdı. Belgelerde Barak’ın Epstein’dan bazı aracılık talepleri olduğu görülüyor; bu tür yazışmalar, siyasetin gölgesindeki ilişkilerin nasıl işlediğini tartışmaya açtı.

Bu karmaşık bağlantılar, Orta Doğu’nun mevcut siyasi hassasiyetiyle çakışıyor. İran ve İsrail arasındaki vekâlet çatışmaları, 2024 sonrası dönemde tırmandı; bölgedeki çatışmalar ve saldırı planlarına dair sızıntılar, iki ülke arasındaki gerilimi daha da keskinleştirdi.

Bu çerçevede bazı yorumcular, dosyaların “şu anda açıklandığı” zamanlamayı sadece Amerika iç siyasetiyle açıklamıyor; bunun aynı zamanda uzun süredir jeopolitik bir kulis aracı olarak da kullanılabileceğini söylüyor. Özellikle İran’ın nükleer programı, bölgesel nüfuz mücadelesi ve İsrail’in kendi stratejik hedefleri, küresel aktörlerin karar alıcılığını şekillendiren ana unsurlar. Bu bağlamda, Epstein dosyaları gibi büyük bir sızıntının, devletler arası güven ilişkilerini ve dış politika hesaplarını etkileyebilecek bir “şantaj potansiyeli” taşıyabileceği tartışılıyor.

Bölgedeki uzun süren kaos ve son dönemdeki diplomatik kırılmalar—örneğin Suriye liderliğinin uluslararası arenada yeniden tanınması yönündeki çabalar—jeopolitik denkleme yeni pencereler açtı. Suriye sahasında İran destekli güçlerin varlığı, İsrail’in güvenlik endişeleri ve ABD’nin bölgedeki rolü, artık klasik askeri dengelerin ötesinde stratejik bilgi savaşları ve nüfuz mücadeleleriyle de şekilleniyor.

Bu perspektiften bakıldığında Epstein dosyalarının gün yüzüne çıkışı, sadece cinsel suç ağına dair bir şeffaflık talebinin ötesinde, uluslararası ilişkilerde bilgi ve ifşa stratejilerinin yeni bir aktöre dönüşme ihtimalini de işaret ediyor.

Eğer Epstein ağı gerçekten yüksek profilli isimlere dair hassas kayıtlar tuttuysa, bu kayıtlar bir noktada devletler arası gözdağı aracı olarak kullanılmış olabilir mi?

Bu dosyalar yıllardır kimlerin elinde ve kimler üzerinde potansiyel baskı unsuru olarak duruyordu?

Kimileri dosyaların, İran’a karşı stratejik adımlar atılması ya da bölgesel denklemlerde avantaj sağlanması için bir tür koz olarak kullanılabileceğini ileri sürüyor. Eğer bu doğruysa, Epstein dosyaları sadece geçmişin skandalı değil, devletlerin birbirine karşı tuttuğu görünmez silahların bir parçası olabilir. Bu iddialar, medyada nadiren dile getirilen ancak bölgesel güvenlik bağlamında tartışılması gereken bir perspektif.

Epstein belgelerinin bugün ortaya çıkması, tarihsel ve hukuki süreçlerin kesişiminden doğduğu kadar, bölgesel güvenlik kaygılarının, istihbarat ilişkilerinin ve küresel güç mücadelelerinin zamanlamasıyla da şekilleniyor. İran–İsrail gerilimi, Suriye’nin yeniden yapılandırma süreci ve büyük devletlerin iç siyaseti bu üçgenin kilit unsurları olarak dosyanın dünya gündeminde neden bu kadar önemli olduğunun ipuçlarını veriyor.

Bu öneme binaen Jeopolitik savaşların sadece füzelerle veya  askeri mantıkla yapılmadığı, bilgiyle, dosyalarla, gizli sırlar üzerinden ve devletlerin birbirine karşı sahip olduğu görünmez silahların varlığıyla yapıldığı oldukça tutarlı bir olasılık. ​Dolayısıyla, uluslararası güç dengelerini anlamak için sadece askeri kapasiteye değil, devletlerin elinde tuttuğu bilgi gücüne de bakmak gerekir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ