Internet Gazete ATAK Ajans Internet Yayıncılık LLC kuruluşudur -
$ DOLAR → Alış: 43,38 / Satış: 43,56
€ EURO → Alış: 51,20 / Satış: 51,40

Trump sonrası Suriye: Kürtler, Türkiye ve yeni bölgesel denge

Ferhat BÜYÜKKALKAN
Ferhat BÜYÜKKALKAN
  • 22.01.2026
  • 178 kez okundu

Trump’ın PKK’ya (ve onun Suriye kolu olarak görülen YPG/SDF’ye) yönelik desteğini azaltması veya vazgeçmesi, esas olarak 2019’daki Suriye’den çekilme kararı ve 2024-2025 sonrası gelişmelerle ilgili. Bu konuyu tarihsel ve güncel bağlamda açıklayayım. Not: PKK, ABD tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor, ancak YPG/SDF, IŞİD’e karşı mücadelede ABD’nin müttefiki olarak desteklendi. “Destek” genellikle askeri yardım, eğitim ve koruma anlamına geliyor.

2019’daki Değişim: Suriye’den Çekilme

Trump’ın ilk döneminde (2017-2021), ABD YPG/SDF’yi IŞİD’e karşı savaşta destekledi. Ancak Ekim 2019’da, Trump Erdoğan ile telefon görüşmesi sonrası ABD askerlerini kuzeydoğu Suriye’den çekme kararı aldı. Bu, Türkiye’nin YPG’ye karşı “Barış Pınarı Harekâtı”nı başlatmasına yol açtı. Nedenler:

Türkiye’nin baskısı: Türkiye, YPG’yi PKK’nın uzantısı olarak görüyor ve sınır güvenliği tehdidi olarak değerlendiriyordu. Trump, Erdoğan’ın taleplerine kulak vererek ABD’yi Türkiye-Suriye çatışmasından uzak tutmak istedi.

Sonsuz savaşlardan çıkış: Trump, ABD’nin “sonsuz savaşlar”dan çekilmesi gerektiğini savunuyordu. Kürtlerin “melek olmadığını” ve PKK’nın IŞİD’den daha büyük terör tehdidi olduğunu söyledi.

Danışmanlara rağmen karar: Savunma Bakanı ve danışmanlar çekilmeye karşı çıksa da, Trump ani bir kararla ilerledi, bu da Kürt müttefikleri terk etme eleştirilerine yol açtı. Bu karar, SDF’nin Rusya ve Esad rejimiyle anlaşma yapmasına neden oldu.

2024-2025 Sonrası Değişim: Esad’ın Düşüşü ve Yeni Dönem

Trump’ın ikinci döneminde (2025-), Suriye’de büyük değişimler yaşandı: Aralık 2024’te HTS öncülüğündeki isyanla Esad rejimi düştü, yeni geçiş hükümeti Ahmed El-Şara (eski HTS lideri) önderliğinde kuruldu. Bu, Kürt meselesini ve ABD politikasını etkiledi. ABD’nin SDF/YPG’ye desteği azaldı veya şartlı hale geldi. Nedenler:

PKK’nın dağılması ve barış süreçleri: Ocak 2025’te PKK dağılacağını ve silahsızlanacağını ilan etti. Temmuz 2025’te Türkiye’ye karşı 40 yıllık savaşı bitirdiğini açıkladı. Bu, YPG’nin PKK bağlarını zayıflattı ve Türkiye’yle barış görüşmelerini hızlandırdı. Trump yönetimi, bu süreci destekleyerek Kürt entegrasyonunu teşvik etti.

Yeni Suriye hükümetiyle normalleşme: Trump, Mayıs 2025’te Suudi Arabistan ziyareti sırasında Suriye’yle ilişkileri normalleştirmeyi araştırdığını söyledi. ABD, Esad dönemi yaptırımlarını kaldırdı ve birlikçi bir Suriye’yi destekledi. SDF’nin yeni hükümete entegrasyonu teşvik edildi (Mart 2025 anlaşmasıyla SDF, Suriye ordusuna katılmayı prensipte kabul etti).

ABD asker sayısının azaltılması: Aralık 2024’te 2.000 olan ABD askeri sayısı Nisan 2025’te 1.000’in altına indi. Amaç, IŞİD kalıntılarına odaklanmak ve ABD’yi çatışmalardan çekmek. Trump, “güçlü ve birleşik Suriye” istediğini belirterek Kürt haklarını garanti altına almayı şart koştu.

Türkiye’nin etkisi ve stratejik kaymalar: Türkiye, SDF’ye entegrasyon baskısı yaptı (Ağustos 2025’te Suriye’yle savunma anlaşması). Trump, NATO müttefiki Türkiye’yle ilişkileri önceliklendirdi. Ayrıca, İran’a karşı “maksimum baskı” politikası (2025’te yoğunlaştırıldı) Kürt desteğini ikincil hale getirdi.

Güncel gerilimler (Ocak 2026): Entegrasyon görüşmeleri Ocak 2026’da çöktü, Suriye ordusu Kürt bölgelerine (Halep, Rakka) saldırdı. ABD, müdahale etmeyip Kürtleri entegrasyona çağırdı ve 18 Ocak ateşkesi aracılık etti (ancak anlaşma çöktü). Bu, “destekten vazgeçme” olarak görülebilir, çünkü ABD Kürtleri korumak yerine birleşik Suriye’yi tercih ediyor.

ABD’nin Ortadoğu’daki taşeron aktörler üzerinden yürüttüğü maliyetli ve sürdürülemez denklemleri tasfiye etme isteğini yansıtıyor. Bu, Türkiye açısından uzun süredir savunduğu bir tezin fiilen kabulü anlamına geliyor: Bölgesel istikrar, dış güçlerin silahlandırdığı yarı-devletçi yapılarla değil, meşru devletler arası dengeyle sağlanır.

PKK/YPG gibi yapıların Washington için stratejik yük haline gelmesi, Türkiye’yi hem terörle mücadelede daha meşru hem de Suriye’nin geleceğinde vazgeçilmez bir aktör konumuna taşıyor. ABD’nin geri çekilmesi bir boşluk değil, Türkiye için bölgesel dengeyi devletler üzerinden kurabileceği yeni bir alan yaratıyor; Kürt grupların yaşadığı hayal kırıklığı ise dış güçlere dayanan silahlı yapıların ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu süreç aynı zamanda Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde, özellikle Türkiye’de, vatandaşlık ve devlet çatısı altında sahip oldukları yerin değerini fark etmeleri açısından tarihsel bir eşikti; Devlet Bahçeli’nin başlattığı süreç tam da silah–kimlik–dış destek üçgeni yerine ortak hukuk ve devlet aklını koymayı hedefliyordu. Ancak bu fırsatın kıymeti kavranamadı ve Nusaybin’de Türk bayrağına yönelik saldırı gibi sembolik ama ağır bir kırılma, meselenin yalnızca güvenlik değil aidiyet ve meşruiyet sorunu olduğunu yeniden gösterdi. Sonuçta Türkiye lehine açılan bu yeni denklemde, dış güçlere yaslanan yapıların değil; devletle kurulan bağın kalıcı olduğu bir kez daha teyit edildi ve süreç, toplumsal mutabakatı zedeleyen bu tür eylemlerle fiilen sona geldi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ