Zincirleme Reaksiyon’da Türkçe ele alındı. “Az okuyor, çok konuşuyoruz”
Seda Öğretir’in moderatörlüğünü üstlendiği Zincirleme Reaksiyon’da bu hafta Türkçe üzerine konuşuldu.
Gündemi ve hayatı takip eden konu başlıklarını ele alan Zincirleme Reaksiyon’un son bölümünde; dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, bir milletin hafızası ve kimliği olduğu konuşuldu. Dilbilimci Prof. Dr. Mehmet Ölmez, Türkolog Ayça Akçay ve Sosyolog Nebi Sümer’in konuk olduğu programda, Türkçenin giderek daralan kelime hazinesi, sosyal medyanın dil üzerindeki etkisi ve çocukların ana dille kurduğu bağ masaya yatırıldı.
Prof. Dr. Mehmet Ölmez, “Az okuyor, çok konuşuyoruz. Türkçe hakkında çok az biliyoruz ama çok şey söylüyoruz” ifadeleriyle sosyal medya çağında okuma alışkanlığının zayıfladığına dikkat çekti.
Türkçenin tarihsel zenginliğine değinen Ölmez, “1300 yıllık kayıtlı bir dilden söz ediyoruz ama bugün kelimelerin hakkını yeterince veremiyoruz” dedi.
“KİTAPLA KURULAN İLİŞKİ YERİNİ HIZLI TÜKETİME BIRAKTI”
Ayça Akçay ise toplumun giderek “tek tipleştiğini” belirterek, “Aynı düşünüyor, aynı konuşuyoruz. Duygularımızı birkaç kelimeyle anlatmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. Gençlerin deyimlerden, atasözlerinden ve yüz yüze iletişimden uzaklaştığını söyleyen Akçay, bunun düşünme biçimini de etkilediğini vurguladı.
Programda özellikle çocukların ana dille kurduğu ilişkinin önemine dikkat çekildi. “Dil evimizdi.” diyen konuklar, çocukların zengin bir Türkçeyle büyümesinin yalnızca eğitim değil, kimlik gelişimi açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.
Prof. Dr. Mehmet Ölmez ayrıca dijitalleşmenin bilgiye erişimi kolaylaştırırken kalıcılığı azalttığını belirterek, “Kitapla kurulan ilişki yerini hızlı tüketime bıraktı” dedi.
Program boyunca Türkçenin yalnızca korunması gereken bir miras değil; aynı zamanda ortak duygu, ortak hafıza ve toplumsal aidiyetin taşıyıcısı olduğu vurgulandı.

