Nepal'de bini aşkın kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin ardından uzmanlar dikkat çeken uyarılarda bulundu. Bölgedeki risklerin önümüzdeki yıllarda daha da büyümesi bekleniyor.
Nepal-Tibet sınırında meydana gelen yıkıcı sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı bin 114’ü bulurken, 4 binden fazla kişiden hala haber alınamıyor. Felaket, Himalayalar’daki yerleşimlerin iklim değişikliği karşısında ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Nepal Tarım, Orman ve Çevre Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Maheshwar Dhakal, yaşanan sellerden açıkça iklim değişikliğini sorumlu tuttu.
Nepal Dışişleri Bakanı Shisir Khanal ise dünya liderlerine çağrıda bulunarak iklim değişikliğiyle mücadele için küresel çaba gerektiğini söyledi.
TIME dergisinin haberine göre Nepal’in en büyük sorunlarından biri, ülkenin son derece karmaşık coğrafi yapısı.
Alçak düzlüklerden dünyanın en yüksek dağlarına kadar uzanan ülkede dik yamaçlar, buzullar ve derin nehir vadileri bir arada bulunuyor.
Son felaketin de bir heyelanın buzulu harekete geçirmesiyle başladığı belirtiliyor. Kopan buzul, kayalar ve eriyen suyla birlikte aşağıdaki yerleşimlere doğru ilerleyerek büyük bir sel dalgasına dönüştü.
Columbia Üniversitesi’nden yer ve çevre bilimleri profesörü Göran Ekström, yüksek Himalayalar’daki arazinin doğal olarak son derece hareketli olduğunu belirtti.
Ekström, bölgede küresel ısınmadan önce de heyelanların yaşandığını ancak iklim değişikliğinin erozyon sürecini hızlandırdığını söyledi.
“Her şey daha hızlı gerçekleşiyor.” diyen Ekström, büyük heyelanların sayısının da arttığına dikkat çekti.
Küresel ısınma Nepal için yalnızca buzulların erimesi anlamına gelmiyor.
Uzmanlara göre buzullar aynı zamanda dağlık arazinin dengede kalmasına yardımcı oluyor. Buzulların geri çekilmesiyle birlikte yamaçların istikrarı bozuluyor ve heyelan riski artıyor.
Ekström, “Buzulları ortadan kaldırdığımızda uzun süredir var olan dengeyi bozuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Himalaya bölgesinin küresel ortalamanın yaklaşık iki katı hızla ısındığı belirtiliyor. Eriyen buzullar ve çözülen donmuş toprak tabakaları, Nepal’i gelecekte daha fazla heyelan ve sel riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Birleşmiş Milletler de Himalaya bölgesinde yaşayan milyonlarca kişinin önümüzdeki yıllarda buzul kaynaklı seller nedeniyle ciddi tehlike altında olduğu konusunda uyarıyor.
Doğal tehlikelerin büyük felaketlere dönüşmesinde insan faaliyetleri de önemli rol oynuyor.
Son yıllarda nehir kıyısındaki kasaba ve köylerde ekonomik faaliyetler yoğunlaşırken turizm büyüdü ve çok sayıda hidroelektrik tesisi inşa edildi.
Uzmanlar, “Bu seller her zaman yaşanıyordu. Ancak artık bu dik vadilerde çok daha fazla insan ve altyapı var.” dedi.
Bu nedenle geçmişte sınırlı sayıda insanı etkileyebilecek bir doğa olayı, bugün çok daha ağır sonuçlara yol açabiliyor.
Uzmanlara göre Nepal’in en önemli eksiklerinden biri de güçlü erken uyarı sistemlerinin bulunmaması.
Albany Üniversitesi’nden atmosfer ve çevre bilimleri profesörü Mathias Vuille, doğru uyarı sistemleri ve tahliye planlarının can kaybını büyük ölçüde azaltabileceğini söyledi.
Vuille, İsviçre’de geçen yıl bir köyün heyelan ve buzul çökmesi sonucu toprak altında kaldığını ancak erken uyarı sayesinde yalnızca bir kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
“Tehdidi biliyoruz ve tamamen çaresiz değiliz.” diyen Vuille, doğa olaylarının meydana gelmesini engellemenin mümkün olmayabileceğini ancak etkilerinin doğru planlama ve erken uyarı sistemleriyle sınırlandırılabileceğini belirtti.