Ana Sayfa›Güncel›11’inci Yargı Paketi TBMM’de. İlk 15 madde kabul edildi
11’inci Yargı Paketi TBMM’de. İlk 15 madde kabul edildi
55 bin mahkuma tahliye yolunu açacak olan 11'inci Yargı Paketi'nin ilk 15 maddesi TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.
Haber Merkezi
Giriş: 03-12-2025 23:52
Güncel
TBMM Adalet Komisyonu’nda, 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen suçlarda hükümlülerin kapalı cezaevinden açık cezaevine, açık cezaevinden denetimli serbestliğe 3 yıl daha erken ayrılmalarını sağlayacak Covid düzenlemesini de içeren 11’inci Yargı Paketi’nin görüşmeleri başladı.
Tam adı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi olan paketin ilk 15 maddesi kabul edildi.
TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen 15 maddeye göre, “dolandırıcılık” suçunun yargılaması asliye ceza mahkemelerinde yapılacak.
Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlenen “dolandırıcılık” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarına ilişkin yargılamaların farklı mahkemelerde yürütülmesi sebebiyle oluşan görev uyuşmazlıklarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
TCK DÜZENLEMELERİ
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Akıl hastalığı” hükmünde yapılan değişiklikle hukuk sisteminde cezai sorumluluğu kabul edilen kısmi akıl hastaları hakkında hem verilen cezanın infazı hem de akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanması hedefleniyor. Buna göre, söz konusu kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunacak.
Akıl hastalarının tedavi ve koruma amacıyla sağlık kurumunda geçirecekleri süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 6 aydan az olamayacak.
11’inci Yargı Paketi’nin kabul edilen maddeler arasında İcra ve İflas Kanunu ile Avukatlık Kanunu’ndaki bazı değişiklikler de yer aldı.
Teklifin ilk 15 maddesinin kabul edilmesinin ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, görüşmelere saat 18.00’de devam edileceğini açıkladı.
Ankara’da kaybolduktan sonra cesedi kayalıklarda bulunan adamın yüksekten düşerek hayatını kaybettiği belirlendi. Ağabeyi ise kardeşinin daha önce tartıştığı kişilerce öldürüldüğünü iddia ediyor.
Ankara’da 4 gün boyunca kendisinden haber alınamayan 46 yaşındaki EGO şoförü İsmail Küçükerdoğan’ın cansız bedeni, Ayaş ilçesindeki kayalık alanda bulundu. Olayla ilgili jandarma ekipleri inceleme başlattı.
Sincan’da yaşayan Küçükerdoğan, 30 Ağustos sabahı evinden ayrıldıktan sonra geri dönmedi. Ailesinin kayıp ihbarında bulunması üzerine güvenlik güçleri arama çalışması başlattı.
Ekipler, Küçükerdoğan’ın otomobilini 2 Eylül’de Ayaş ilçesine bağlı Sinanlı Mahallesi kırsalında buldu. Araçta bırakılan cep telefonunun uçak moduna alındığı, bu nedenle sinyal vermediği tespit edildi.
Arama çalışmalarını otomobilin bulunduğu bölgede yoğunlaştıran ekipler, ertesi gün Çıngıraklı Mağarası çevresindeki kayalıklarda Küçükerdoğan’ın cansız bedenine ulaştı.
Helikopterle bölgeden alınan cenaze, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.
Küçükerdoğan’ın ağabeyi ise kardeşinin daha önce tartışma yaşadığı bir kişi tarafından tasarlanarak öldürüldüğünü öne sürdü. Jandarma ekiplerinin olayın aydınlatılmasına yönelik incelemesi sürüyor.
İLK BELİRLEMELEREDE HERHANGİ BİR CİNAYET İZİNE RASTLANMADI
Ekiplerin yaptığı ilk tespitlerde ise Küçükerdoğan’ın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybettiği ve bedeninde herhangi bir cinayet unsurunun olmadığı belirlendi. Olayla ilgili şüpheli olabileceği değerlendirilen kişi veya kişilerin ise ifadesine başvurulduğu öğrenildi. Öte yandan, Küçükerdoğan’ın telefonundaki harita kayıtlarına göre ise ölü olarak bulunduğu bölgeye daha önce de birkaç kez gittiği iddia edildi.
Adli Tıp Kurumundaki işlemlerin ardından cenazesi ailesi tarafından teslim alınan Küçükerdoğan için Elmadağ ilçesinde yer alan Yeşildere Camisi’nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Küçükerdoğan’ın cenazesinde ailesi, yakınları ve iş arkadaşları yer aldı.
“YÜKSEKTEN DÜŞEREK ÖLDÜĞÜNE İNANMIYORUZ”
Olayla ilgili konuşan ağabey Mustafa Küçükerdoğan, kardeşinin birkaç hafta önce tartıştığı bir kişi tarafından planlanarak öldürüldüğünü iddia ederek, “Kardeşimin yüksekten düşerek öldüğü söyleniyor ama buna inanmıyoruz. Yürümeyi sevmezdi. Her yere aracıyla giderdi. Öldüğü yere gidecek birisi değildi. Üstelik yükseklik korkusu da vardı. Zorla oraya götürüldüğünü düşünüyorum. Kardeşimi oraya tartıştığı kişilerce götürüldüğünü düşünüyorum. O kişi bunu tek başına yapabilecek birisi değil. Başka kişileri azmettirmiş olabilir. Kardeşimle yol verme sebebiyle tartışmışlar. 5 kilometre takip etmiş. Sonra da işyerine gitmiş. Kardeşimin kendisini tartışma sırasında video kaydına aldığını ve o görüntüleri silmesini istemiş. O sırada tekrar küfürlü tartışma yaşanmış. Elindeki tornavidayla saldırmaya çalışmış” dedi.
“TELEFONUNU KAPAATACAK BİRİ DEĞİLDİ”
Kardeşinin vefatında çok fazla şüphe olduğunu söyleyen ağabey Küçükerdoğan, “Kardeşimle en son kaybolduğundan bir gün önce konuşmuştuk. Kayınbiraderimin cenazesi vardı. İşinin olduğunu ve cenazeye geç gelebileceğini söyledi. Her ne şekilde kandırıldıysa olay günü sabah saatlerinde işe gideceğinin söyleyerek evden çıkmış. Üzerinde iş kıyafetleri de yokmuş. Daha sonra da telefonunun sinyali kesilmiş. Kaybolduğu gün saatlerce kendisinden haber alamadık. Hiçbir zaman böyle huyları olmamıştı. Telefonunu kapatacak biri değildi. Gizli işleri yoktu, nereye gideceğini her zaman söylerdi. İhbarda bulunduk. İki gün boyunca sonuç alamadık. Bir televizyon programına başvurduk. Ertesi gün kardeşimin aracı bulundu. Diğer günde cesedini bulduk” dedi.
“HAREKETLERİNDEBİR GARİPLİK YOKTU”
Ağabeyi, Küçükerdoğan’ın davranışlarında herhangi bir gariplik olmadığını ifade ederek, “Kardeşimle son konuştuğumuz hareketlerinde bir gariplik yoktu. Her şey normaldi. Evine alışveriş yapmıştı. Eşiyle herhangi bir problem de yaşamamıştı. Sürecin takipçisi olacağız” dedi.
Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 60’ını karşılayan Tuz Gölü’nde suların çekilmesiyle başlayan üç aylık hasat döneminde ortaya kartpostallık görüntüler çıkıyor.
İç Anadolu’nun kalbinde; Ankara, Konya ve Aksaray’ın kesiştiği kapalı havzada yer alan Tuz Gölü, 1800’lerin başından beri Türkiye’nin tuz üretiminde önemli bir role sahip.
Gölde, havuzlardaki su çekilmeye başlayınca dipte kristalleşen tuz yüzeye çıkıyor.
Ardından devreye tuz kesme makineleri giriyor; kazınan tuzlar kamyonlara yüklenip ya toplama alanlarına ya da direkt işlenmek üzere fabrikaların yolunu tutuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat'ta kitapların da hedef olduğunu belirterek "Devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nden çöpe atılmıştır." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” programında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:
Mazisi olmayanın atisi de olamaz. Geçmişini inkar edenin inşa edeceği istikbali olmaz. Bizler millet olarak gerçekten büyük bir medeniyetin, köklü bir tarihin, zengin bir kültürel mirasın sahipleriyiz. İnsanlar kökleriyle yaşar, medeniyet kökleriyle yaşar. Bizi millet ve birey olarak köklerimize bağlayan en güçlü damar ilim, fikir ve gönül erbabımızın imbiğinden süzülen kitaplarımızdır.
Bir dönem milletimizin kökleriyle bağını kesmek isteyenlerin kitaplarımızı ve kütüphanelerimizi hedef alması tesadüf değildir.
“ÇÖPE ATILMIŞTIR”
En son 28 Şubat döneminde 500’ü Sultan 2. Abdülhamit Han’ın şahsi kitaplığına ait 4 bin 500 eser, devrin vesayetçi yöneticileri tarafından İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nden çöpe atılmıştır. Kültürel çölleşmenin arka planında bir dönem yapılan yanlışların payı vardır.”