Filipinler'in başkenti Manila'da kurulan ve Asya'nın ilk şeytan çıkarma okulu niteliği taşıyan merkez, bölge genelindeki din görevlilerine eğitim veriyor. Psikiyatri uzmanları doğaüstü açıklamalara öncelik verilmesinin tıbbi tedavileri geciktirebileceği konusu...
Asya’nın ilk “şeytan çıkarma merkezi”, Filipinler’in başkenti Manila’da metro bölgesindeki işlek bir caddenin hemen yakınında hizmete başladı.
Bölge genelindeki din görevlilerini ve Filipinli rahipleri eğitmek üzere tasarlanan iki katlı tesis, inanç ile terapi arasındaki ince çizgide yürütülen faaliyetleriyle dikkat çekiyor.
Merkezin içinde, ziyaretçi rahipler için hazırlanmış düzenli odalar, 400 yıllık şeytan çıkarma ritüellerinin gerçekleştirildiği bir şapele açılan sıcak aydınlatmalı koridorlar boyunca sıralanıyor.
Şapelin duvarlarından birinde süreçte kullanılan kutsal emanetler sergilenirken, diğer duvarda aile üyelerinin ve stajyer rahiplerin ritüeli dışarıdan izlemesine olanak tanıyan tek taraflı bir ayna yer alıyor.
Bu hafta itibarıyla faaliyetinde beşinci ayını dolduran Michael Ruhani Özgürleşme ve Şeytan Çıkarma Merkezi, esas olarak yerel düzeyde daha önce bu durumdan muzdarip olmuş kişilerin ailelerinden gelen bağışlarla inşa edildi.
Merkez yöneticisi Rahip Jose Francisco Syquia, AFP’ye yaptığı açıklamada, tesisin kurulma gerekçesini “vakaların birikmesi” olarak açıkladı.
Akran zorbalığı, cinsel istismar ve aile üyelerinin yurtdışına çalışmaya gitmesinden kaynaklanan ayrılık acılarının tetiklediği travmaların ruhani saldırılara kapı araladığını savunan Syquia, “İnsanlar için dua edebileceğimiz daha kalıcı, güvenli ve mahrem bir yer bulmak zorundaydık” dedi.
Tesisin şeytan çıkarma uzmanları yetiştiren etkin bir okul olma işlevi, burayı dünyadaki benzerlerinden ayırıyor.
Singapur, Malezya, Kamboçya ve Hindistan gibi ülkelerden rahiplerin eğitim almak için şimdiden sırada beklediğini belirten Rahip Syquia, dünyada bu alanda eğitim veren başka bir merkez bilmediğini ifade etti.
Eğitimin en temel unsurlarından birini, psikolojik sorunlar ile ruhani problemler arasındaki farkı ayırt edebilmek oluşturuyor.
Merkez, Vatikan’ın doğrudan ve sıkı bir denetimi olmaksızın çalışsa da Kilise’nin şeytan çıkarma konusundaki köklü kurallarına uyuyor ve ruh sağlığı uzmanlarının zorunlu inceleme sürecini uyguluyor.
Klinik psikologlar, psikiyatristler ve nörologlarla el ele çalıştıklarını belirten Syquia, buna rağmen bir ele geçirilme vakasını gördüğü anda tanıyabileceğini iddia etti.
Kişide davranış değişikliği ve farklı bir bilinç durumu gözlemlendiğini, bedeni başka bir varlığın kontrol altına aldığını öne süren rahip, bizzat kendisinin de bir hafta önce şeytan çıkarma ritüeli gerçekleştirdiğini aktardı ve ekledi:
“Ruhani dünyaya gelindiğinde, bilimin ötesinde bir şeye ihtiyaç duyarız.”
Ancak bu ayrımı yapma çabaları, psikiyatri ve ruh sağlığı camiasında uzun süredir endişe yaratıyor.
Londra Üniversitesi’nden emekli psikoloji profesörü Christopher French, tıbbi bir durumun hastalık olarak kabul edilmemesinin uygun tedaviyi geciktirdiğini vurguladı.
Geçmişte şizofreniden Tourette sendromuna kadar pek çok klinik tablonun ruhlar tarafından ele geçirilme olarak yorumlandığına dikkat çeken French, “Doğaüstü açıklamaları kabul etmek çok daha tehlikelidir” uyarısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Filipinler genelinde her 200 bin kişiye yaklaşık bir psikiyatrist düşüyor ve bazı eyaletlerde hiç psikiyatrist yok.
Manila’da görev yapan psikiyatrist Dr. Kathryn Tan, Katolik nüfusun yoğun olduğu ülkede insanların psikiyatrist yerine şeytan çıkarma uzmanını tercih etme eğiliminde olduğunu belirtti.
Tan, bir psikiyatriste gitmenin toplumda büyük bir utanç vesilesi olarak görüldüğünü, buna karşın şeytan çıkarma ayinine katılan kişilerin “kurban” olarak değerlendirildiğini ifade etti.
Kendi hastalarının çoğunun psikiyatriyi “son çare” olarak gördüğünü ve kendisinden önce yerel şifacılara gittiğini belirten Tan, ele geçirilme iddialarına sıklıkla psikoz semptomlarının eşlik ettiğini kaydetti.
Filipinli psikiyatristlerin Katolik Kilisesi ile rekabet etme niyetinde olmadığını söyleyen Tan, kültür ile bilim arasında bir köprü kurmayı amaçladıklarını vurguladı.
Hem Tan hem de French, tedavi süreçlerinde kültürel hassasiyetlere saygı gösterilmesi gerektiği konusunda hemfikir.
Profesör French, inanç sistemini doğrudan onaylamadan da inanca uygun bir tedavi planı geliştirilebileceğini ve bazı durumlarda şeytan çıkarma ritüelinin yararlı bir plasebo etkisi yaratabileceğini kabul etti.
Dr. Tan ise doğaüstü konulara açık kapı bıraktığını belirterek, insanların tanımlayamadıkları olgular için ruhani açıklamalar aramasının şaşırtıcı olmadığını, bunun bilinmeyeni kontrol etme çabası olabileceğini dile getirdi.
Rahip Syquia ise bilim ile inancın bir arada var olabileceğine inandığını belirterek, “Biz ruhani boyuta odaklanıyoruz ancak beden de her zaman bunun bir parçasıdır” dedi.
Ülkede ruh sağlığına daha fazla yatırım yapılmasının kendi iş yükünü de hafifleteceğini belirten Syquia, “Eğer ülkemizde psikoloji, psikiyatri, doğru zihinsel ve duygusal sağlık desteklenirse daha az şeytan çıkarma vakası olacaktır. Bilim, Tanrı’nın bir lütfudur” açıklamasında bulundu.