Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Yeni anayasa, tek bir siyasi partinin ya da yalnızca Cumhur İttifakı’nın yapabileceği bir çalışma değildir. Temennimiz, tüm siyasi aktörlerin yapıcı bir anlayışla bu sürece katkı sunmasıdır." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Beştepe’de gerçekleştirilen kabine toplantısı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI
Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin soruya yanıt veren Yılmaz, kendi hazırlıklarını büyük ölçüde tamamladıklarını söyledi. Cevdet Yılmaz, “Elbette teknik düzeyde bazı değerlendirmelerimiz ve ince işçilik gerektiren hususlar üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmalarımızı tamamladığımızda Sayın Cumhurbaşkanımıza da en kısa sürede arz edeceğiz. Net bir takvimden söz etmek için henüz erken.” diye konuştu.
Yılmaz, bundan sonraki sürecin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşacak uzlaşmaya bağlı olduğunu belirterek, “Yeni anayasa, tek bir siyasi partinin ya da yalnızca Cumhur İttifakı’nın yapabileceği bir çalışma değildir. Geniş bir mutabakatla ve Meclis’teki siyasi partilerin katkısıyla ilerlemesi gereken bir süreçtir. Temennimiz, tüm siyasi aktörlerin yapıcı bir anlayışla bu sürece katkı sunmasıdır.” dedi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yasal düzenlemeler konusunda hazırlık ve çalışmaların sürdüğünü de aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları söyledi:
“Meclis kapanmadan önce gerekli yasal çerçevenin oluşturulması yönünde yoğun bir gayret söz konusu. TBMM bünyesinde kurulan komisyon çalışmalarını tamamladı ve ihtiyaç duyulan düzenlemelere ilişkin yol haritasını ortaya koydu. Bundan sonraki aşama esas itibarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin takdirindedir. Komisyon çalışmalarına bir siyasi parti dışında tüm gruplar katıldı. Temennimiz, komisyonda ortaya çıkan ortak çalışma iradesinin yasama sürecine de yansıması ve tüm siyasi partilerimizin katkısıyla bu sürecin başarıyla tamamlanmasıdır.”
“GAZZE’DE AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN ORTAYA KOYDUĞU SESSİZLİK SORGULANMALIDIR”
Yılmaz, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’nin 1974 Barış Harekatı’na ilişkin kararına ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:
“Avrupa Parlamentosu’nun aldığı kararın hiçbir hukuki ve vicdani temeli bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu kararı yok hükmünde görüyor ve kesin bir dille reddediyoruz. Ne yazık ki Avrupa Parlamentosu, bu konuda Rum lobilerinin etkisi altında hareket etmiş ve tarafsızlığını zedeleyen bir tutum sergilemiştir. Bu yaklaşım, Avrupa Parlamentosu’nun kurumsal itibarına da zarar vermektedir. AB, kendi prensiplerini çiğneyerek, Rum Kesimi’ni üye olarak kabul ettiği tarihten itibaren Kıbrıs meselesine tarafsız bakabilme imkanını kaybetmiştir.
Eğer gerçekten tarihte kınanması gereken bir sorun aranıyorsa, Kıbrıs Barış Harekatı’nı zorunlu kılan tarihi şartlara bakılmalıdır. Yaşanan darbe ve EOKA çetelerinin zulümleri hatırlanmalıdır. Diğer yandan, bugün Gazze’de bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan insanlık dramı karşısında Avrupa Parlamentosu’nun ortaya koyduğu sessizlik sorgulanmalıdır. Böylesine ağır insanlık suçları karşısında gereken hassasiyeti göstermeyenlerin, Kıbrıs konusunda siyasi saiklerle karar alması kabul edilemez. Kahraman ordumuz tarafından yapılan 1974 Barış Harekatı’nın ardından adaya huzur ve güven gelmiştir. Bu sadece Kıbrıs Türkleri için değil, Kıbrıs Rumları için de geçerlidir. Son 50 yılı aşkın süredir adada barışın, güvenliğin, ekonomik kalkınmanın ve demokratik istikrarın korunmasında Barış Harekatı’nın belirleyici rolü olmuştur.”
“AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN GÖREVİ HUKUKU VE HAKKANİYETİ SAVUNMAKTIR”
Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı’nı uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan garantörlük hak ve sorumlulukları çerçevesinde gerçekleştirerek adada yaşanabilecek çok daha büyük trajedilerin önüne geçtiğini belirten Yılmaz, o gün bu adımların atılmaması halinde bugün Gazze’de şahit olunan insanlık dramına benzer acıların Kıbrıs’ta da yaşanabileceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ideolojik ve lobi faaliyetlerinin etkisinden uzak, tarihi gerçekleri esas alan daha adil ve dengeli bir yaklaşım benimsemelerini temenni ettiklerini dile getirerek, “Avrupa Parlamentosu’nun görevi, belirli çevrelerin siyasi hesaplarına hizmet etmek değil, Avrupa’nın temel değerlerini, hukuku ve hakkaniyeti savunmaktır. Bu sorumluluğa uygun hareket etmelerini bekliyoruz.” dedi.