Ana Sayfa›Güncel›6 milyonda 1 görülen vaka: ”Erkek kedimiz doğurdu”
6 milyonda 1 görülen vaka: ”Erkek kedimiz doğurdu”
İzmir'in Urla ilçesinde yaşayan Aylin Bermant'ın (44), 13 aydır erkek olduğunu düşündüğü ve 'Cengo' adını verdiği tekir kedisi, doğum yapınca büyük şaşkınlık yaşadı. Veteriner hekim İsmail Ekmekçioğlu, Cengo'nun, yaklaşık 6 milyonda 1 görülen doğumsal bir ürem...
Haber Merkezi
Giriş: 18-06-2026 12:48
Güncel
Urla’da yaşayan Aylin Bermant’ın yavruyken sokaktan sahiplendiği ve erkek olduğunu düşündüğü tekir kedisi ‘Cengo’, 1 ay önce doğum yaptı. Sabah saatlerinde Cengo’nun kutusuna bakan Bermant, yanında bir yavru kedi olduğunu görünce büyük şaşkınlık yaşadı. Aile, yavru kediye ‘Bambi’ adını verdi. Aylin Bermant, “Cengo, yavruyken komşumuzun aracının kaputuna girmiş. Yaklaşık 1 aylıktı. Sokak kedisiydi. Komşumuz köpekleri olduğu için sahiplenemedi ve bize getirdi. Yumurtalıkları vardı. Biz de erkek sandık. Erkek olduğunu düşündüğümüz için zaman zaman dışarı çıkıyordu. Başka bir kediyle çiftleşmiş. Sabah evde kutusuna baktım, yanında bir yavru kedi vardı. Öncesinde karnı da şişmedi, fark etmedik. Yanındaki bebeği görünce şok olduk” dedi.
‘ERKEK KEDİMİZ DOĞURDU’
Doğumun aileye moral olduğunu belirten Bermant, “Doğumdan 3-4 gün önce 2 kedimiz yaşamını yitirmişti. Yastaydık ve üzüntülü bir dönemimizdi. Yanına gittik, baktık, sevindik, mutlu olduk. Bizi gülümsetti, şaşırttı. Sonrasında çift cinsiyetli olduğunu öğrendik. ‘Erkek kedimiz doğurdu’ dedik. Çok nadir bir şey. Yaşadığımız yasın üzerine böyle bir mutluluk geldi. Tekrar yüzümüzü güldürdü. Doğurduğu yavrunun da çift cinsiyetli olabileceği söylendi. Ancak cinsiyeti henüz kesinleşmedi” diye konuştu.
‘6 MİLYONDA 1 GÖRÜLEN BİR VAKA’
Veteriner hekim İsmail Ekmekçioğlu ise kedinin çift cinsiyetli olduğunu belirtip, “Erkek organı işlevsel değil. Daha çok dişi üreme organları gelişmiş ve şekillenmiş. Bu nedenle çiftleşme gerçekleştikten sonra yavrusu olmuş. Yavrusunda da benzer bir tablo görülüyor. Çok ender rastlanan, yaklaşık 6 milyonda 1 görülen bir vaka. Bu durumu daha çok keçi ve oğlaklarda görüyoruz. Ender görülen, ilginç ama bir o kadar da güzel bir tablo. Bu olay doğanın bir mucizesi” dedi
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Eski bakan Denizolgun, 8 Eylül 2016 tarihinde yaşamını yitirmişti. Denizolgun’un ölümüyle ilgili çeşitli iddialar gündeme gelmişti.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun’un kabrinin açılıp, adli inceleme yapılmasını talep etti.
Talep üzerine feth-i kabir kararı verildi.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Karar kapsamında Denizolgun’un mezarı açılarak, ölüm nedenine ilişkin yeniden adli inceleme yapılacak.
Böylece tartışma konusu olan ölümünün doğal nedenlerle mi gerçekleştiği, yoksa herhangi bir dış müdahalenin bulunup bulunmadığı bilimsel ve adli bulgular ışığında yeniden araştırılacak.
Yalova’da Gizem Gülsen Günaştı, 2,38 milyon TL’ye aldığı sıfır aracın kaputunda sök-tak ve yüksek boya kalınlığı tespit edilince aracının değiştirilmesini istedi.
Günaştı, sıfır araç satın almadan önce başka bir bayide bulunan aracın arka çamurluğunda fabrika kaynaklı boya bulunduğunun kendisine bildirildiğini ve bu nedenle söz konusu aracı almaktan vazgeçtiğini söyledi. Kusursuz bir araç istediğini özellikle belirterek başvurduğunu anlatan Günaştı, burada kendisine aracın kusursuz olduğunun söylendiğini ifade etti.
İkiz bebekleri bulunduğunu ve araç satın alma sürecinde zaman açısından zorlandığını belirten Günaştı, aracı teslim aldıktan hemen sonra ekspertize götürdüğünü söyledi. Ekspertiz sonucunda büyük bir şaşkınlık yaşadığını anlatan Günaştı, raporda aracın ön kaputunda sök-tak işlemi bulunduğunun ve boya kalınlığının diğer bölümlere göre belirgin şekilde yüksek olduğunun tespit edildiğini belirterek, “Ben zaten sıfır araç alıyorum, kusursuz olsun istiyorum diyerek başka bayideki aracı almamıştım. Özellikle kusursuz araç istediğimi söyledim. Bana ellerinde kusursuz araç olduğunu söylediler. Aracı aldıktan hemen sonra ekspertize götürdüm. Sonuç karşısında şok oldum. Ön kaputta hem sök-tak işlemi hem de diğer bölümlere göre çok daha yüksek boya ölçümü çıktı” dedi.
Ekspertiz raporunun ardından aracı Bursa’daki bayiye geri götürdüğünü belirten Günaştı, aracın değişimini talep ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini öne sürdü. İlk etapta bayiden “Biz de bilmiyorduk” şeklinde cevap aldığını belirten Günaştı, “Ben bu aracı istemiyorum. Kusursuz araç istediğimi en başından açıkça söyledim. Kusuru öğrendiğim anda da aracı geri götürdüm. Ben tüketiciyim ve kanunun bana tanıdığı seçimlik haklarımı kullanmak istiyorum” diye konuştu.
“Aracı satarken bu kusuru anlatmak istemiyorum”
Aracın bu haliyle ileride değer kaybına uğramasından endişe ettiğini ifade eden Günaştı, “Ben bu aracı seneye satmaya kalktığımda karşımdaki kişiye ön kaputtaki sök-tak işlemini anlatmak zorunda kalmak istemiyorum. Sıfır araç almamın sebebi zaten uzun süre herhangi bir kusur ve değer kaybı düşünmeden kullanabilmekti” dedi.
Aracı 2 milyon 385 bin liraya satın aldığını belirten Günaştı, başka bayide arka çamurluğunda fabrika boyası bulunduğu söylenen aracın 2 milyon 320 bin liraya teklif edildiğini, buna rağmen kusursuz araç almak için daha yüksek bedel ödemeyi tercih ettiğini söyledi.
“40 gündür bu mağduriyetin içindeyim”
Aracı aldıktan sonra ailesiyle tatile çıkmayı planladığını ancak yaşanan süreç nedeniyle planlarının iptal olduğunu anlatan Günaştı, yaklaşık 40 gündür mağduriyetinin giderilmesini beklediğini belirterek, “İkiz kızlarımla beraber mutlu bir şekilde tatile çıkmayı hayal ediyordum. Bunun yerine hukuki süreçlerle uğraşmak zorunda kaldım. Şu anda aracı emanet olarak kullanıyorum. Aldığımız günkü heyecanla araç kamerası ve koltuk kılıfları almıştık. Hâlâ bunları bile takamadık. Aracın üzerindeki jelatinleri dahi sökemedik. Çünkü bu aracı bu şekilde kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
“İki ekspertiz ve bilirkişi raporum var”
Aracın ayıplı olduğuna ilişkin iki ayrı ekspertiz raporu ve bilirkişi raporu bulunduğunu belirten Günaştı, taraflar arasında arabuluculuk sürecinin de gerçekleştirildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını dile getirerek, “Benim talebim çok açık. Kusurlu olduğunu düşündüğüm bu aracın misliyle, yani kusursuz yeni bir araçla değiştirilmesini istiyorum. Büyük şirketlerden sorumluluk almalarını ve tüketicinin mağduriyetini gidermelerini bekliyorum” dedi.
Yaşadığı sürecin kendisini hayal kırıklığına uğrattığını ifade eden Günaştı, “Biz vatandaşlar bu paraları kuruş kuruş biriktirerek, gerektiğinde borçlanarak ödüyoruz. Büyük şirketlere paramızın karşılığıinallarnı alacağımıza güvenerek gidiyoruz. Sıfır araç alırken bile ‘Acaba bir kusuru var mı?’ diye düşünmek zorunda kalmak beni çok üzüyor. Ben kusursuz araç almak için bayiye gittim ve hakkım olanın bana verilmesini istiyorum” şeklinde konuştu.
Günaştı, Ticaret Bakanlığı ve ilgili yetkililerden yaşadığı mağduriyetin giderilmesi konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesini beklediğini belirtti.
Firma: “Boya kalınlığı üretim standartları kapsamında 300 mikrona kadar çıkabiliyor”
Bayii yetkilileri ise kaput vidalarında görülen sök-tak ayarın, araçların sevkiyat ve taşıma sürecinde yapılan kaput ayarlarından kaynaklanabileceği ifade edildi. Yetkililer, söz konusu durumun araçta üretim hatası veya ayıp anlamına gelmediğini belirtti. Firma yetkilileri ayrıca boya kalınlığı konusunda Hyundai’nin üretim standartlarına dikkati çekti.
Markanın Türkiye’nin resmi garanti bilgilerinde, ” Aracın üretim standartlarına göre, aracın tüm dış panel boyasında boya kalınlıkları 50 mikron ile 300 mikron arasında değişebilir” ifadesi yer alıyor.
Günaştı’nın ekspertiz raporunda ise kaputun “orijinal” olduğu belirtilirken, motor kaputu vidalarında “sök-tak ayar” bulunduğu, menteşelerin vida bölgelerinde boya uygulaması yapıldığı ve kaput mikron değerinin 140-160, aracın genelinin ise 75-90 mikron aralığında olduğu kaydediliyor.
İstanbul Esenyurt’ta bir kişi eski kız arkadaşının evini kundakladı. Olay, dün saat 04.30 sıralarında Battalgazi Mahallesi’nde meydana geldi.
İddiaya göre, bir süre önce kendisinden ayrılan kız arkadaşının peşini bırakmayan şüpheli İhsan A., genç kızın ailesinin yaşadığı evi hedef aldı.
Farklı tarihlerde gece saatlerinde adrese gelen şüpheli, dairenin camlarını dört kez taşlayarak kırdı, binayı ise iki kez kundaklama girişiminde bulundu.
Şüphelinin tehdit ve saldırıları nedeniyle memleketlerine taşınma kararı alan aile, kırılan camları yaptırmak ve evi boşaltmak üzere tekrar eve geldi.
Gece saatlerinde evdeki koltukta uyuyan baba, dışarıdan gelen sesler üzerine uyandı.
Şüphelinin daire kapısına ve duvara benzin döktüğünü fark eden baba, “Ne yapıyorsun?” diyerek tepki gösterdi.
Babanın uyarısına aldırış etmeyen şüpheli, çakmağı yakarak binayı ateşe verdikten sonra hızla kaçtı.
SALDIRGAN GÖZALTINA ALINDI
İhbar üzerine adrese polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü.
Polis ekipleri, şüpheliyi yakalayarak gözaltına aldı.
Emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenilen şüphelinin, scooter ile gelmesi ve yanıcı madde ile binayı ateşe vererek kaçtığı anlar güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.