Bizi Takip Edin
İstanbul21°CKapalı
BIST10012.196 ▼ -0,77%
DOLAR49,0222 ▲ 0,07%
EURO55,7321 ▲ 0,24%
ALTIN6.597,75 ▲ 0,17%
Nesrin KESKİN

Nesrin KESKİN

e-posta: nesrin@mansetgiresun.com

YAZARIN TÜM YAZILARI >

Sanal İneklerden Borsa Fonlarına: Yeni Nesil Galata Köprüleri

Giriş: 30-09-2026 09:11

Türk sinemasının ve mizahının usta ismi Kemal Sunal’ın kült filmlerinden birinde, İstanbul’un simgesi Galata Köprüsü’nü saf bir vatandaşa satmaya çalışır. Dolandırıcı, köprünün vapur geçişleri için açılıp kapanmasından elde edilecek hayali gelirleri överek alıcıyı ikna eder. Mağdur ise kısa yoldan zengin olma hayaliyle köprünün kendisinin olacağına inanır. Yıllar geçmiş, Türkiye’nin mekânları ve araçları değişmiş ama “köprüyü satma” sevdası ve o köprüye müşteri olan saf zihniyet ne yazık ki hiç değişmemiştir.

Son yıllarda Türkiye’de yaşanan finansal sarsıntılar, Banker Kastelli’lerden Çiftlik Bank’a, oradan da son dönemde portföy yönetim şirketleri üzerinden patlak veren ve yüz binlerce insanı vuran fon krizlerine kadar uzanan zincir, aslında bu köprü satışlarının dijitalleşmiş ve modernleşmiş halidir.

Geçmişte Sülün Osmanlar tramvayları, Galata Köprüsü’nü satarken bazen basit bir kağıt parçası kullanırlardı. Dijital çağda ise bu işler “oyun” ve “gelişmiş yatırım fonu” kılıfı altında yapılıyor. Örneğin, 2018 yılında “Tosuncuk” lakaplı Mehmet Aydın, sanal bir çiftlik oyununda üretilen tavuklar ve inekler üzerinden halka katlamalı kârlar vadetti. 130 binden fazla insan, gerçekte var olmayan tesislerin hayaline milyarlarca lirasını yatırdı. Sülün Osman köprüyü satmıştı, Aydın ise dijital dünyada “sanal inek” satarak geride binlerce mağdur bıraktı. Benzer bir senaryo, son dönemde portföy yönetim şirketleri ekseninde yaşandı. Aralarında bazı şirketlerin de bulunduğu bazı yapılar, sığ ve hacimsiz hisselerde suni fiyat artışları yaratarak kâğıt üzerinde getiriler sundular. Borsada kısa sürede yüksek kazanç elde etme arzusuyla hareket eden çok sayıda yatırımcı bu fonlara yöneldi. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) sıkılaştırıcı kuralları ve ani çıkış talepleriyle birlikte sistem kilitlendi; fonlar ödeme yapamayarak ödemelerini aksattı ve 550 bine yakın yatırımcının parası bloke oldu.

Devlet ve ilgili düzenleyici kurumlar, bu büyük vurgunlar sonrasında problemi çözmek için çeşitli adımlar attı. Çiftlik Bank olayında mal varlıklarına el konulurken, son fon krizinde de SPK yüzlerce fonda işlemleri durdurdu ve bu fonların tasfiyesine karar vererek yöneticiler hakkında adli soruşturmalar başlattı. Bloke olan fonlardaki varlıkların piyasayı daha fazla altüst etmeden kademeli olarak nakde çevrilmesi için tasfiye memurları görevlendirildi. Ayrıca SPK, fonların sığ hisselerde aşırı yoğunlaşmasını önlemek ve benzer sorunların önüne geçmek adına fon rehberlerini ve denetim mekanizmalarını yoğunlaştırdı. Ancak bu adımlar, yaşanan zaman kaybını, psikolojik yıkımı ve varlıkların değer kaybederek satılma riskini tamamen telafi edemedi.

Kemal Sunal’ın filmindeki o sahnede, köprüyü satın aldığını zanneden  vatandaş sonunda kandırıldığını anlar ama iş işten geçmiştir. Türkiye’de son on yıldır yaşanan finansal sorunlar bize şu gerçeği hatırlatıyor: Emeksiz, risksiz ve anında katbekat zenginlik vadeden hiçbir “köprü” gerçek değildir. Sorun sadece kötü niyetli dolandırıcıların sistemleri kurması değil aynı zamana da insanın aklındaki “bedava peynir sadece fare kapanında olur” gerçeği unutulmadıkça, birileri her daim Galata Köprüsü’nü yeni bir nesle satmaya devam edecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.