ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın bağımsız federal kurumlardaki yöneticileri görevden alma yetkisini genişletirken, ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'un ihracını engelleyerek bankanın bağımsızlığını korudu.
ABD Yüksek Mahkemesi, Donald Trump ‘a düzenleyici kurum başkanlarını görevden alma konusunda geniş yetkiler verdi.
Mahkemenin muhafazakar üyelerinin oylarıyla altıya karşı üç oyla alınan pazartesi günkü karar, bir başkanın yürütme yetkisini kullanan kurum yetkililerini görevden alabileceğine hükmetti.
Bu kapsamda, Demokrat Partili Federal Ticaret Komisyonu (FTC) Üyesi Rebecca Slaughter’ın, Kongre tarafından yasayla sağlanan görevden alınma korumalarına rağmen ihracı onaylandı.
Ancak mahkeme, bu kararın ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bağımsızlığını zayıflattığı şeklinde algılanmaması gerektiğinin sinyalini verdi.
Yargıçlar, ABD merkez bankasının benzersiz bir tarihi geleneğe sahip olduğunu kaydetti ve pazartesi günü görülen ayrı bir davada Trump’ın Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook’u görevden almasına izin vermedi.
Hukuk uzmanları, FTC kararının “idari devlet” olarak adlandırılan yapıya büyük bir darbe vurduğunu ifade etti. Bu kavram, finanstan hava trafiği güvenliğine ve çalışma ilişkilerine kadar Amerikan yaşamının ve iş dünyasının kilit yönlerini düzenleyen ve büyük ölçüde doğrudan başkanlık kontrolünden yalıtılmış olan federal kurumlar ağını ifade ediyor.
Karar aynı zamanda, Cumhuriyetçi Ronald Reagan’ın 1980’lerdeki başkanlığı döneminde popülerleşen ve benzer görüşteki yargıçlar arasında istikrarlı bir şekilde zemin kazanan muhafazakar bir hukuki doktrin olan “üniter yürütme” teorisinin en yüksek noktası olarak değerlendiriliyor.
Bu teori, ABD hükümetinin yürütme organı üzerinde başkanın tek yetkili olduğunu ve federal kurumların başkanlarını istediği zaman görevden alma ve değiştirme yetkisine sahip olduğunu varsayıyor.
ABD BAŞKANI’NIN YÜRÜTME YETKİLERİ GENİŞLETİLDİ
Reuters ajansına demeç veren Kuzey Karolina Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Michael Gerhardt, FTC kararının başkanlık yetkilerini on yıllardır en çok genişleten karar olduğunu belirterek şunları ekledi: “Bu kesinlikle yürütmenin üniter teorisi için şimdiye kadarki en büyük zafer.”
Kararı “muhafazakar grupların yıllarca süren planlamasının zirvesi” olarak nitelendiren Gerhardt, idari devletin neredeyse bir hiçliğe küçüldüğünü dile getirdi.
Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi John Yoo, kararın başkana, temel olarak Demokrat eski başkanlar Franklin Roosevelt, Lyndon Johnson ve Barack Obama tarafından kurulan ve genişletilen bir idari devlet üzerinde kontrol sağladığını ifade etti.
Yoo davanın adına atıfta bulunarak, başkanlığın Slaughter davasında, Yüksek Mahkeme tarihindeki diğer herhangi bir tek davadan daha fazla anayasal güç kazandığını aktardı ve artık bağımsız bir idari devletin kalmadığını kaydetti.
Demokrat Partili eski Başkan Joe Biden tarafından atanan Slaughter, Trump’ın Mart 2025’te tüketici koruma ve antitröst kurumundan ihraç etmek üzere harekete geçtiği iki Demokrat FTC üyesinden biriydi.
Slaughter’ın görev süresinin 2029 yılına kadar sürmesi planlanıyordu.
Slaughter ihracına karşı açtığı davada, bir başkanın FTC üyelerini politika farklılıkları nedeniyle değil, yalnızca verimsizlik, görevi ihmal veya görevde usulsüzlük gibi gerekçelerle görevden almasına izin veren 1914 tarihli bir yasaya atıfta bulundu.
Ulusal Çalışma İlişkileri Kurulu ve Liyakat Sistemleri Koruma Kurulu da dahil olmak üzere iki düzineden fazla bağımsız kurumdaki yetkililer benzer korumalara sahip.
Slaughter’ın iddiasını inceleyen alt mahkemeler, FTC üyeleri için bu görev süresi korumalarını 1935 tarihli bir Yüksek Mahkeme kararı uyarınca onadı.
“Humphrey’s Executor v. United States” adlı davadaki bu karar, Kongre’nin belirli düzenleyici kurumların liderlerini başkanın isteği üzerine görevden alınmaktan koruma yetkisini tanıyordu.
Mahkeme, Humphrey’s Executor kararında Roosevelt’in bir FTC üyesini politika farklılıkları nedeniyle Kongre’nin verdiği görev süresi korumalarına rağmen görevden alma girişimini reddetmişti.
Kararda, FTC’nin yürütme organına ait olanlardan ziyade yasama ve yargı işlevlerine daha çok benzeyen görevler yerine getirdiği için, başkanın komisyon üyelerini görevden almasının kısıtlanmasının yasal olduğu belirtilmişti.
Trump yönetimi ise modern FTC’nin Humphrey’s Executor kararından bu yana geçen on yıllar içinde önemli bir yürütme gücü kullanacak kadar büyüdüğünü ve bu kararın gücünü yitirdiğini savundu.
Pazartesi günkü kararda mahkeme bu görüşe katılarak Humphrey’s Executor kararını bozdu. Mahkemenin üç liberal yargıcı karara muhalif kaldı.
Yüksek Mahkeme son on yıllarda Humphrey’s Executor kararının kapsamını daraltmış ancak bozmaktan kaçınmıştı.
Wisconsin’deki Marquette Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Christine Chabot karara ilişkin değerlendirmesinde, mahkemenin Humphrey’s Executor kararını bozma yönündeki adımının “üniter yürütme” teorisi için bugüne kadarki en büyük zafer olduğunu aktardı.
Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Hukuk Fakültesi Dekanı Erwin Chemerinsky, pazartesi günkü kararın, Kongre’nin tarafsız uzmanlara emanet etmeye çalıştığı federal düzenleyici kurumların daha da siyasallaşmasına yol açmasını beklediğini söyledi.
Chemerinsky, “Sanırım kurum bağımsızlığı artık ortadan kalktı. Kabine departmanları gibi kurumlar da başkanın istediğini yapmak zorunda kalacak” dedi.
YÜKSEK MAHKEME FED’İN BAĞIMSIZLIĞINI KORUDU
Yüksek Mahkeme, pazartesi günü beşe karşı dört oyla aldığı kararla Donald Trump’ın ABD Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook’u görevden almasını engelledi.
ABD merkez bankasının 1913’teki kuruluşundan bu yana başka hiçbir başkan bir Fed yönetim kurulu üyesini görevden almaya çalışmamıştı.
Kararı kaleme alan Muhafazakar Başyargıç John Roberts, Trump’ın, Cook’a yasayla tanınan usuli korumaları sağlamada başarısız olduğunu belirtti.
Roberts, “Bu tür korumalar olmadan, başkanın kendisine yönelttiği suçlamalara gerektiği gibi itiraz edemezdi” ifadelerini kullandı.
Trump geçen ağustos ayında, bir Fed yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ilk siyah kadın olan Cook’u ihraç etmeye çalışırken kanıtlanmamış mortgage dolandırıcılığı iddialarını gerekçe göstermişti.
İddiaları reddeden Cook, bunları para politikası farklılıkları nedeniyle kendisini görevden almak için bir bahane olarak nitelendirmişti.
Başyargıç Roberts ve muhafazakar Yargıç Brett Kavanaugh, kararda mahkemenin üç liberal yargıcına katıldı. Muhafazakar Yargıçlar Clarence Thomas, Samuel Alito, Neil Gorsuch ve Amy Coney Barrett muhalif kaldı.
Kuzey Amerika Bankası ile Birinci ve İkinci ABD Bankaları da dahil olmak üzere Federal Rezerv Sistemi’nin ve önceki merkez bankalarının kuruluşundan bu yana tarihini inceleyen Roberts, hepsinin para politikasını siyasi müdahaleden korumak için başkandan bağımsızlık özelliğine sahip olduğunu vurguladı.
Roberts kararda şu ifadelere yer verdi:
“Ancak, üç öncülünün yöneticileri gibi, Fed Yönetim Kurulu üyeleri de başkanın arzusuna göre hizmet etmezler; bunun yerine kademeli olarak 14 yıllık sürelerle görev yaparlar ve yalnızca ‘haklı nedene dayanarak’ görevden alınabilirler. Kamuoyunu belirsizlik içinde bırakmak ya da ulusumuzun ve dünyanın en önemli finans kurumlarından birinin statüsü hakkında şüphe tohumları ekmek için hiçbir neden görmüyoruz.”
Mahkemenin kararını memnuniyetle karşılayan Cook, bunun Fed’in politika kararlarını siyasi müdahaleden uzak, bağımsız bir şekilde alma yükümlülüğünü teyit ettiğini söyledi.
Cook, “Bu hiçbir zaman ben Fed yönetim kurulu üyesi olmadan yıllar önce imzalanan mortgage belgeleriyle ilgili değildi. Siyasi baskıya boyun eğmeyi reddettiğim ve faiz oranlarını yalnızca Amerikan halkına en iyi hizmet edecek şekilde belirlemeye devam ettiğim için üretilmiş bir bahaneyle beni görevden alma girişimiydi” dedi.
Mahkeme, bu kararın davadaki olgusal anlaşmazlığın geçerliliğine hükmetmediğini ve sürecin alt mahkemelere dönebileceğini bildirdi.
Karara sosyal medya hesabından tepki gösteren Trump, “Cook Davası, Fed Yönetim Kurulu’nda oturmaya uygunluğuyla ilgili olarak, Yüksek Mahkeme tarafından tamamen usule dayalı bir temelde geri gönderildi; yanlış yapan birinin ABD’nin refahıyla ilgili hayati kararlar almamasını sağlamak için derhal uygun eylemi gerçekleştireceğiz!” diye yazdı.
Trump’ın Cook’u hedef alması ve yönetiminin ocak ayında dönemin Fed Başkanı Jerome Powell’a karşı başlattığı ancak daha sonra geri çektiği ayrı bir cezai soruşturma, merkez bankasının bağımsızlığına kuruluşundan bu yana yönelik en büyük zorluğu temsil ediyordu.
Trump’ın ağustos 2025’te Cook’u ihraç etme girişimi, Trump tarafından atanan Federal Konut Finansmanı Kurumu Başkanı Bill Pulte’nin açıkladığı iddialara dayanıyordu.
Bu ay Pulte’yi ulusal istihbarat müdürü vekili olarak atayan Trump, ihraç mektubunda Cook’un Ann Arbor, Michigan ve Atlanta’da sahip olduğu evlerle ilgili iddiaları gerekçe göstermişti.
Pulte pazartesi günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Defalarca söylediğim gibi, Lisa Cook’un mortgage dolandırıcılığından suçlanacağına inanıyorum” yazdı.
Pulte geçen yıl Adalet Bakanlığı’ndan iddia edilen dolandırıcılıkla ilgili olarak Cook ve diğerleri hakkında cezai soruşturma başlatmasını istemişti, ancak böyle bir soruşturmanın ilerlediğine dair herhangi bir işaret görülmedi.
Eylül ayında ABD Bölge Yargıcı Jia Cobb, Trump’ın Cook’u bildirim veya duruşma olmaksızın görevden alma girişiminin ABD Anayasası’nın Beşinci Değişikliği kapsamındaki adil yargılanma hakkını ihlal etme ihtimalinin yüksek olduğuna hükmetmişti.
Yargıç ayrıca, Cook’a yöneltilen iddiaların, görevde bulunmasından önce meydana gelen davranışlarla ilgili olduğu için, onu görevden almak adına yasal olarak yeterli bir neden teşkil etmediğini kaydetmişti.
Columbia Bölgesi ABD Temyiz Mahkemesi, Trump’ın Cobb’un kararını durdurma talebini reddetmişti.
Muhalif görüş bildiren Thomas, başkanın Cook’u istediği herhangi bir nedenle ve istediği herhangi bir prosedürle görevden alabileceğini savundu. Thomas, bu tür bir yetkiyi engelleyen herhangi bir yasanın anayasaya aykırı olduğunu öne sürdü.
Cook’un davası gibi, tarifelerle ilgili yasal mücadele de Trump’ın ocak 2025’te göreve dönmesinden bu yana başkanlık yetkilerinin sınırlarını agresif bir şekilde zorlamasının hukuki sonuçlarını içeriyordu.
Powell hakkındaki soruşturma ise 24 Nisan’da savcı tarafından düşürüldü. Powell’ın Fed başkanı olarak sekiz yıllık görevinin son günü 15 Mayıs’tı ancak kendisi Yönetim Kurulu üyesi olarak kalmaya devam ediyor.
ABD Senatosu 13 Mayıs’ta Trump’ın Powell’ın halefi olarak aday gösterdiği Kevin Warsh’ı onayladı ve Warsh 22 Mayıs’ta yemin etti.
DOĞUMLA KAZANILAN VATANDAŞLIK HAKKI KARARA BAĞLANIYOR
Diğeer yandan ABD Yüksek Mahkemesi, Amerikan toplumunun dokusuna uzun süredir işlemiş olan ve göçmenlik baskısındaki en önemli önceliklerinden biri olan Trump’ın doğumla kazanılan vatandaşlık hakkını kısıtlayıp kısıtlayamayacağı konusunda salı günü kararını verecek.
Bir alt mahkeme, ebeveynlerinden hiçbirinin Amerikan vatandaşı veya yasal daimi ikametgahı olmaması durumunda ABD’de doğan çocukların vatandaşlığını tanımaması için ABD kurumlarına talimat veren Trump’ın başkanlık kararnamesini engellemişti.
Trump’ın kararnamesine itiraz edenler, bunun ABD Anayasası’nın 14’üncü Değişikliği’nde yer alan ve ABD’de doğan ve “yargı yetkisine tabi olan” kişilere vatandaşlık veren dile aykırı olduğunu savundu.
Trump, kararı geçen yıl göreve döndüğü ilk gün imzalamıştı. Uzmanlar, Trump’ın direktifinin her yıl doğan 250 bin kadar bebeğin yasal statüsünü etkileyebileceğini tahmin ediyordu.
New Hampshire’da vatandaşlıkları tehdit altında olan ebeveynler ve çocukları tarafından açılan toplu bir dava Yüksek Mahkeme’ye taşınmıştı.
Yönetimi temsil eden ABD Başsavcı Vekili D. John Sauer mahkemedeki savunmasında, ABD topraklarında doğan hemen hemen her bebek için vatandaşlık vaadinin “doğum turizmi” adını verdiği genişleyen bir endüstri yarattığını söyledi.
Sauer, son on yıllarda potansiyel olarak düşman uluslardan sayısız yabancının çocuklarına vatandaşlık sağlamak iç
in ABD’de doğum yapmaya akın ettiğini ileri sürdü. Sauer’e “doğum turizminin” ne kadar ciddi bir sorun haline geldiği sorulduğunda ise esas olarak medya haberlerine atıfta bulundu ve durumu kesin olarak kimsenin bilmediğini kabul etti.
Davacı tarafı Yüksek Mahkeme’nin 1898 tarihli United States v. Wong Kim Ark davasında doğumla kazanılan vatandaşlık meselesini zaten çözüme kavuşturduğunu kaydetti.
Ancak yönetim, 1898 emsalinin Trump’ın kararını desteklediğini, çünkü mahkemenin o davadaki kararına göre, Wong Kim Ark’ın ebeveynlerinin doğumu sırasında ABD’de kalıcı ikametgahı olduğunu savundu.
Muhafazakar Yargıç Neil Gorsuch argümanlar sırasında bu görüşe karşı çıkarak Sauer’a şu ifadelerle seslendi: “Wong Kim Ark’a ne kadar güvenmek istediğinizden emin değilim.”
Trump ise geçen yıl sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:
“Doğumla Kazanılan Vatandaşlık, ABD’nin kalıcı Vatandaşları olmak için tatile çıkan ve bizim gibi ‘ENAYİLERE’ gülerek ailelerini de yanlarında getiren insanlar için tasarlanmamıştı! Ama uyuşturucu kartelleri buna bayılıyor! Biz, siyaseten doğrucu olmak adına, APTAL bir Ülkeyiz ama aslında bu siyaseten doğrucu olmanın tam tersidir ve Amerika’nın işlevsizliğine yol açan bir başka noktadır.”
Mahkeme daha önce Trump’ın Haiti ve Suriyeli göçmenlerin insani koruma statüsünü kaldırmasına olanak tanıyan bir karara imza atmıştı.
SEÇİM HARCAMALARI DA KARARA BAĞLANACAK
Yüksek Mahkeme ayrıca, siyasi partiler ve adaylar arasındaki koordineli harcamalara yönelik federal sınırlamalara karşı Cumhuriyetçilerin öncülük ettiği bir itirazı karara bağlamaya hazırlanıyor.
Başkan Yardımcısı JD Vance ve diğer Cumhuriyetçiler tarafından dava edilen sınırlamalar bir alt mahkeme tarafından onanmıştı.
Temel mesele, partilerin adayların katkısıyla kampanyalara harcayabilecekleri para miktarı üzerindeki mevcut sınırın, ABD Anayasası’nın ifade özgürlüğünün hükümet tarafından kısıtlanmasına karşı Birinci Değişiklik korumalarını ihlal edip etmediği.
Vance, kısıtlamalara itiraz eden dava 2022’de açıldığında Ohio’da ABD Senatosu için yarışıyordu. Yüksek Mahkeme’nin kampanya finansmanı kararı, kasım ayındaki ara seçimler yaklaşırken geliyor.
Üç büyük Cumhuriyetçi komite olan Cumhuriyetçi Ulusal Komite, Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi ve Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi, mayıs ayını 256 milyon dolar nakit ve sıfır borçla tamamladı.
Bu rakam, aynı zamanda 18 milyon dolardan fazla borcu olan Demokrat mevkidaşlarının elinde bulunan yaklaşık 126 milyon doların iki katından fazlaydı.
1971 tarihli Federal Seçim Kampanyası Yasası, yolsuzluğu önlemek amacıyla bir aday için harcanabilecek miktarı sınırlayarak ABD seçimlerinde bağış toplamayı ve harcamayı düzenliyor.
Yasaya göre, bir siyasi partinin bir adayın kampanyasıyla koordine edilmeyen bir adayı desteklemek veya ona karşı çıkmak için yaptığı harcama “bağımsız harcama” olarak kabul ediliyor ve bir üst sınıra tabi tutulmuyor.
Fakat parti ile kampanya arasında koordine edilen harcamalar kısıtlanıyor. 2025’te Senato adayları için kısıtlamalar yaklaşık 127 bin dolardan 3,9 milyon dolara, Temsilciler Meclisi adayları için ise yaklaşık 63 bin dolardan 127 bin dolara kadar değişiyordu.
Trump yönetimi altındaki Federal Seçim Komisyonu, federal yasanın davacılar tarafından itiraz edilen hükmünü savunmayı reddettiği için Yüksek Mahkeme bunu yapması için avukat Roman Martinez’i atadı.
Mahkeme ayrıca Demokratik Ulusal Komite, Demokratik Senato Kampanya Komitesi ve Demokratik Kongre Kampanya Komitesi’nin harcama sınırlarını savunmak üzere müdahil olma talebini de kabul etti.
TRANS SPORCULARA YÖNELİK EYALET YASALARI GÜNDEMDE
Mahkemenin salı günü hükme bağlayacağı bir diğer önemli dava ise Batı Virginia ve Idaho’daki trans öğrenci sporcuların üniversiteler de dahil olmak üzere devlet okullarındaki kadın spor takımlarından men edilmesini öngören eyalet yasalarının yasallığı olacak.
Alt mahkemeler, yasakların ABD Anayasası’nı ve federal bir ayrımcılık karşıtı yasayı ihlal ettiğini belirterek itiraz eden trans öğrencilerin lehine karar vermişti.
Idaho ve Batı Virginia yasaları, devlet okullarındaki spor takımlarını “biyolojik cinsiyete” göre belirliyor ve “erkek cinsiyetinden öğrencileri” kadın takımlarından men ediyor.
Diğer 25 eyaletin de yürürlükte benzer yasaları bulunuyor.
Trans haklarına yönelik kısıtlamaları savunan Trump yönetimi, davalarda eyaletleri destekledi. Idaho ve Batı Virginia, yasaların kadınlar ve kız çocukları için adil ve güvenli rekabeti koruduğunu belirtirken, eleştirmenler bu önlemleri trans Amerikalıların haklarına yönelik daha geniş çaplı bir saldırının parçası olarak görüyor.
Önlemlere itiraz eden öğrenciler, bunların Anayasa’nın 14’üncü Değişikliği kapsamındaki yasa önünde eşit koruma garantisinin yanı sıra eğitimde “cinsiyete dayalı” ayrımcılığı yasaklayan Başlık IX medeni haklar yasasını ihlal edecek şekilde bir kişinin cinsiyetine veya trans statüsüne dayalı ayrımcılık yaptığını kaydetti.
Batı Virginia yasasına yönelik itiraz, Bridgeport’ta liseye giden ve gülle atma ile disk atma sporlarıyla ilgilenen Becky Pepper-Jackson ve annesi Heather Jackson tarafından yapıldı.
Idaho’daki itiraz ise daha önce Boise Eyalet Üniversitesi’nde futbol ve koşu kulüplerine katılan trans öğrenci Lindsay Hecox tarafından mahkemeye taşındı.
Ancak Hecox daha sonra kısmen taciz korkusu ve trans bireylere karşı artan tahammülsüzlük nedeniyle sporu bırakmaya karar vererek davanın reddedilmesini istedi. Hecox’un avukatları bu gelişmenin itirazı geçersiz kıldığını savundu.
YARGIÇLAR TELİF VE EĞİTİM GELİRLERİNİ AÇIKLADI
Öte yandan, pazartesi günü açıklanan mali beyan raporlarına göre, ABD Yüksek Mahkemesi’nin dört yargıcı 2025 yılında toplam 2 milyon dolardan fazla kitap geliri elde etti.
Raporlar ayrıca, mahkeme üyelerinin sahip olduğu kârlı öğretim pozisyonlarını ve bir üyenin Bad Bunny’nin plak şirketinden aldığı ücretsiz konser biletlerini de detaylandırdı.
Dokuz yargıçtan sekizi, belirli üst düzey hükümet yetkilileri için gerekli olduğu üzere 2025 dış gelirlerini ve hediyelerini açıkladı.
Muhafazakar Yargıç Samuel Alito’ya mali beyan raporunu sunması için 90 günlük ek süre verildi.
Liberal Yargıç Ketanji Brown Jackson, 2024 yılında anı kitabı “Lovely One”ı yayımlayan Penguin Random House’dan geçen yıl 1,18 milyon dolar kitap avansı aldığını bildirdi.
Ayrıca Chicago’lu sanatçılar Paul Branton ve Kristen Williams’tan ofisine asılmak üzere 2 bin 500 dolar değerinde bir tablo hediye edildiğini açıkladı.
Liberal Yargıç Sonia Sotomayor, “Turning Pages” ve “Just Ask!” adlı çocuk kitapları için Penguin’den 88 bin 100 dolar telif hakkı elde ettiğini bildirdi. Ayrıca Sotomayor, ağustos 2025’te Porto Riko’ya yaptığı özel bir gezi sırasında Rimas Entertainment adlı plak şirketinden kendisi ve konukları için 4 bin 333 dolar değerinde konser bileti aldığını beyan etti.
Plak şirketinin temsil ettiği sanatçılar arasında, o dönemde San Juan’da 30’dan fazla konser veren rapçi Bad Bunny de yer alıyordu.
2025 yılında “Listening to the Law” başlıklı bir kitap yayımlayan Muhafazakar Yargıç Amy Coney Barrett, edebiyat ajansı Javelin Group’tan 849 bin 71 dolar telif geliri kazandığını raporladı.
Hem Barrett hem de Muhafazakar Yargıç Brett Kavanaugh, misafir profesör olarak görev yaptıkları Notre Dame Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 33 bin 285’er dolar eğitim geliri elde ettiklerini açıkladı.
Başyargıç John Roberts, Boston merkezli özel bir hukuk fakültesi olan New England Law tarafından kendisine 25 bin dolar ödendiğini duyurdu.
Muhafazakar Yargıç Clarence Thomas, Amerika Katolik Üniversitesi Columbus Hukuk Fakültesi’nden 18 bin dolar eğitim geliri bildirdi.
Muhafazakar Yargıç Neil Gorsuch ise George Mason Üniversitesi’nden 30 bin 380 dolar eğitim geliri ve çoğunlukla HarperCollins’ten olmak üzere 300 bin 361 dolar kitap telifi geliri elde ettiğini aktardı.