Ana Sayfa›Güncel›Girne’deki feribot faciasında can veren uzman çavuşa acı veda: Eşi gözyaşlarına boğuldu
Girne’deki feribot faciasında can veren uzman çavuşa acı veda: Eşi gözyaşlarına boğuldu
Girne açıklarında alabora olan feribotta hayatını kaybedenler arasında olan Jandarma Uzman Çavuş Fahri Ateş son yolculuğuna uğurlandı.
Haber Merkezi
Giriş: 02-09-2026 19:00
Güncel
KKTC Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere 30 Ağustos’ta hareket eden katamaran tipi Türk yolcu gemisi, alabora oldu. Kazada 8 kişi yaşamını yitirdi, 241 yolcu kurtarıldı. Kaybolan 20 yolcuyu arama çalışmaları ise sürüyor.
Birlikte tatile gittikleri eşi Ayça Ateş ve 4 yaşındaki oğlunun sağ kurtulduğu kazada hayatını kaybeden Fahri Ateş’in cenazesi memleketi Mersin’in Erdemli ilçesine getirildi.
Çerçili Mahallesi’ndeki cenaze törenine Mersin Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özkan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Şinasi Güçlü, Emniyet Müdürü Fahri Aktaş ile Ateş ailesinin yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli Fahri Ateş’in eşi Ayça Ateş, eşinin tabutuna başını koyarak uzun süre gözyaşı döküp ağıt yaktı.
Ayça Ateş’in feryatları cenazeye katılanları da duygulandırdı. Mersin İl Müftüsü Mustafa Topal’ın kıldırdığı cenaze namazının ardından Fahri Ateş’in cenazesi askerlerin omuzlarında götürüldüğü, Çerçili Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güvenin korunup, dayanışmanın sürdürülmesinin Türk dünyasının müşterek geleceği için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “MYK-MDK ve Milletvekilleri Ortak Toplantısı” sonrasında yazılı açıklama yaptı.
Partisinin köklü tarihinden aldığı güç, zamanla edinmiş olduğu önemli tecrübelerle ile milletinden aldığı emanete duyduğu sarsılmaz sorumlulukla, Türkiye’nin geleceğine yürüyüşünü kararlılıkla sürdürdüğünü ifade eden Bahçeli, gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi.
BÜYÜK KURULTAY 7 ŞUBAT’TA
“Türk dünyasının ortak geleceğinin inşası için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” açıklamasında bulunan Bahçeli, 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın 7 Şubat 2027 Pazar günü gerçekleştirileceğini duyurdu.
“ÇOK YÖNLÜ STRATEJİK KUŞATMAYA MARUZ BIRAKILMAK”
Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki komşuları ve yakın çevresi üzerinden çok yönlü bir stratejik kuşatmaya maruz bırakılmak istendiğini ifade eden Bahçeli, süreci dikkatle takip ettiklerini bildirdi.
Bahçeli, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’yi kendi coğrafyasında edilgen bir konuma sürüklemek, hareket alanını daraltmak ve bölgesel gelişmelerin dışında tutmak isteyen hesaplar, devletimizin tarihi birikimini ve milletimizin iradesini hesaba katmak zorundadır.
Son günlerde; Mekke Antlaşması ile başlayan, Bedir Mutabakatı ile taçlanan tarihi yürüyüşümüz; inancımızın, dayanışma anlayışımızın ve medeniyet tasavvurumuzun gönül coğrafyamızdaki sorumluluğuna işaret etmektedir. Bu tarihi mirasın yüklediği vazife, milletimizin iradesinden alınan yetkiler ve devletimizin imkânları çerçevesinde, uluslararası hukukun ve meşruiyetin gerekleri gözetilerek yerine getirilmektedir.”
AZERBAYCAN MESAJI
Gelecek hafta Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ni işaret eden Bahçeli, “Türk dünyasının gücünü karşılıklı güven ve dayanışma içerisinde bulması gerektiği açıktır. Bu birlikten rahatsızlık duyanların beklentileri, kardeş devletlerimizin ortak iradesi karşısında karşılık bulamayacaktır.” dedi.
“Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, günlük siyasi gelişmelerin ve geçici anlaşmazlıkların ötesinde ortak tarih, dil, kültür, karşılıklı güven ve milletimizin gönül birliği üzerinde yükselmektedir.” ifadelerini kullanan MHP lideri, devletler arasında farklı değerlendirmeler ve çözüm bekleyen meselelerin ortaya çıkabileceğini dile getirdi.
“Asıl önemli olan, bu meseleleri kardeşlik hukukunu zedelemeden, karşılıklı anlayış ve doğrudan diyalog yoluyla çözüme kavuşturacak iradeyi gösterebilmektir.” değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şöyle devam etti:
“Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirine duyduğu güvenin korunması; iki devlet arasındaki dayanışmanın sürdürülmesi ve Türk dünyasının müşterek geleceğinin güvence altına alınması bakımından vazgeçilmezdir. Bir diğer taraftan; tekrar hatırlatmak isterim ki: Türkiye’nin sosyal ve ekonomik sorunlarının çözümsüzlüğe mahkûm edilmiş bir ülke olduğu düşüncesi, Türkiye’nin sahip olduğu devlet tecrübesi, siyasi irade ve çözüm üretme kapasitesiyle bağdaşmamaktadır.”
Bahçeli, milli meseleler karşısında sorumluluk bilinciyle hareket etmenin önemine de vurgu yaptı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı yükseköğretim beyin göçü istatistiklerine göre, üniversite mezunlarının yurt dışına göç oranında artış yaşandı. Bir önceki yıl yüzde 2 olan beyin göçü oranı, 2025’te yüzde 2,2’ye yükseldi.
TÜİK verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı erkeklerde yüzde 2,7, kadınlarda ise yüzde 1,8 olarak kaydedildi. Eğitim alanları arasında en yüksek beyin göçü oranı ise bilişim ve iletişim teknolojilerinde görüldü.
İLLERE GÖRE BEYİN GÖÇÜ ORANLARI
Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025 yılında yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu ili sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi. Yükseköğretim beyin göçü oranının en düşük olduğu il ise yüzde 0,2 ile Siirt olurken, bu ili sırasıyla Hakkari, Kilis, Van ve Bitlis izledi.
Yükseköğretim beyin göçü oranının erkeklerde en yüksek olduğu ilk 5 il yüzde 4,7 ile İstanbul, yüzde 4,4 ile İzmir, yüzde 3,6 ile Ankara, yüzde 2,9 ile Eskişehir ve yüzde 2,8 ile Yalova oldu. Yükseköğretim beyin göçü oranının kadınlarda en yüksek olduğu ilk 5 il yüzde 3,4 ile İstanbul, yüzde 2,8 ile İzmir, yüzde 2,4 ile Ankara, yüzde 1,7 ile Eskişehir ve yüzde 1,5 ile Bursa oldu.
Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025 yılında artarak yüzde 1,9 oldu. Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 4,3 iken, 2025 yılında artarak yüzde 4,4 oldu. Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025 yılında en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bu sırayı yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi.
EĞİTİM ALANLARI
En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanları bilişim ve iletişim teknolojileri yüzde 7, mühendislik, imalat ve inşaat yüzde 4,8 ve doğa bilimleri, matematik ve istatistik yüzde 3 oldu. En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, erkeklerde yüzde 8,2, kadınlarda ise yüzde 5,1 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olurken en düşük beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı erkeklerde yüzde 0,8 ile tarım, ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik olurken kadınlarda yüzde 0,7 ile eğitim oldu.
MEZUNLARIN EN ÇOK GÖÇ ETTİĞİ ÜLKE ALMANYA
Bir lisans programını tamamlayanların göç etmek için tercih ettikleri ilk 5 ülke sırasıyla yüzde 22 ile Almanya, yüzde 16,9 ile Amerika Birleşik Devletleri, yüzde 10,5 ile Birleşik Krallık, yüzde 8,3 ile Hollanda ve yüzde 5,2 ile Kanada oldu. Almanya’ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı bilgisayar mühendisliği olurken, Birleşik Krallık ve Hollanda’yı en fazla tercih eden mezunlar yine aynı bölümden oldu.
Amerika Birleşik Devletleri‘ne göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı elektrik-elektronik mühendisliğiyken, Kanada’ya göç etmeyi tercih eden mezunlar arasında en fazla paya sahip olan lisans programı işletme oldu.
İstanbul'da bir kadın yağ aldırma ameliyatı (Liposuction) sırasında yaşamını yitirdi. Hastane yönetiminden bir muhatap bulamadıklarını anlatan kadının eşi, sorumlulardan şikayetçi oldu.
İstanbul’un Zeytinburnu’nda Tuğba Onur isimli kadın, iddiaya göre özel bir hastanede yağ aldırma ameliyatı olduğu sırada yaşamını yitirdi.
Olay, saat 16.00 sıralarında Çırpıcı Mahallesi Profesör Doktor Turan Güneş Caddesi’nde bulunan bir özel hastanede meydana geldi. Tuğba Onur, yağ aldırma ameliyatı sırasında yaşamını yitirdi. Acı haberi alan Murat Onur, ameliyat sırasında eşinin yanlış müdahale nedeniyle yaşamını yitirdiğini öne sürdü.
Hastane yetkililerinin konuya ilişkin açıklamada bulunmak istemediği öğrenildi.
AMELİYATHANEYE GİRİP İŞLEME MÜDAHİL OLDU
Eşinin ameliyatını gerçekleştiren doktur daha önce hiç görmediklerini belirten Onur, “Yaklaşık bir saat sonra yanıma gelerek eşime resüsitasyon (hayati organlara oksijenli kan akışını yeniden sağlamak için yapılan acil müdahale) uyguladıklarını söyledi. Kalbinin durduğunu ve hayata döndürülemediğini belirtti.” ifadelerini kullandı.
Kendisinin de bir sağlık memuru olduğunu belirten Murat Onur, ameliyathaneye girip, eşine yapılan işleme müdahil olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“- Müdahalelerin ardından eşimin hayatını kaybettiği bildirildi. Hastaneden ve olayda sorumluluğu bulunan kişilerden şikayetçi oldum. Şu an savcının talimatını bekliyoruz. Adli tıp sürecinin başlamasını ve olayla ilgili gerekli işlemlerin yapılmasını istiyoruz.”
Ameliyat günü sabah 08.30’da, liposuction yani yağ aldırma ameliyatı için hastaneye geldiklerini anlatan Murat Onur, 15.30’a kadar bekletildiklerini söyledi.
“ANESTEZİ UZMANI HASTANEYİ NASIL TERK EDER?”
Olay sonrası muhatap alabilecekleri bir sorumlu bulamadıklarını savunan Murat Onur, “Anestezi uzmanının hastanede olmadığını, evine gittiğini söylediler. Genel anestezi uygulanan bir işlemde anestezi uzmanı hastaneyi nasıl terk eder?” diye sordu.
Aynı hastanede daha önce de benzer durumların yaşandığını öğrendiklerini belirten Onur, “Bu olayda kimin sorumluluğu olacak? Bizim hakkımızı kim arayacak.” dedi.