Ana Sayfa›Güncel›Balık sezonu hareketli başladı, esnaf iddialı: “Bu sene zam yok, en tazesi Ankara’da yenir”
Balık sezonu hareketli başladı, esnaf iddialı: “Bu sene zam yok, en tazesi Ankara’da yenir”
Ankara’da balık sezonu hareketli başladı. Ulus Hali esnafı, bu yıl balığın bol olduğunu belirerek "Bu sezon zam yok. Palamut' un tanesi 100 lira, bir tanesi yarım kilo geliyor." dedi.
Haber Merkezi
Giriş: 07-09-2026 11:24
Güncel
Balık sezonunun açılmasıyla Ankara’daki balık tezgahlarında hareketlilik başladı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen balıklar, sabahın erken saatlerinden itibaren başta Ulus Hali olmak üzere kentteki balıkçılarda satışa sunuluyor.
Denize kıyısı bulunmayan Başkentte sezonun başlamasıyla balıkçılardaki yoğunluk da arttı.
Ankaralılar, tezgahlardaki taze balıkları almak için balıkçıların yolunu tutarken, balıkların tazeliği ve fiyatları da vatandaşların en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor.
Ulus Hali’nde uzun yıllardır balıkçılık yapan esnaf ise farklı bölgelerden getirilen ürünlerin kısa sürede Ankara’ya ulaştırıldığına dikkati çekerek, “En taze balık Ankara’da yenir” iddiasında bulundu.
Ankara Ulus Halinde 38 yıldır Balıkçılık yapan Şaban Akbaş, “balıkla ilgileniyoruz, balıkların içinde yaşamışız, balıkların içinde büyümüşüz” ifadelerine yer verdi. Balık Sezonunun açılmasının ardından sezonunun bu sene de güzel olduğuna dikkat çeken Akbaş, “Balık sezonu geçen sene de güzeldi ve ufak balık çoktu. Bu yıl büyük balık fazla. Karadeniz Palamut’ unun dönemi başladı. Şimdi Palamut çok, geçen sene hamsi çoktu” dedi.
Balıkların geçen senenin fiyatlarıyla satışa sunduğunu dile getiren Akbaş, Sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sezon zam yok. Palamut’ un tanesi 100 lira, bir tanesi yarım kilo geliyor. Hamsinin kilosu 100 lira, İstavrit kilosu 100 lira. Mezgidin kilosu 100 lira, Barbun kilosu100 lira. Yani şu anki fiyatlar böyle, devam ediyor. Bu sene balık ucuz ve taze. Sezon güzel başladı. Şu an en çok talep Palamut’ta, millet en çok Palamut’u seviyor.”
En taze balığın Ankara’ya geldiğini ifade eden Akbaş, “deniz olmadığına göre en taze balık buraya gelir. Ankara’ya niye gelir? Türkiye’nin bütün bölgedeki denizler direkt Ankara’ya gönderim yapıyor, buradan hareket ediyor. En taze balık Ankara’da. Burası şöyle söyleyeyim, hem ucuz, hem taze, hem kalite. Önemli olan bunlardır” dedi.
“HER YERDEN ALTI SAATTE ANKARA’DA”
“En taze balık Ankara’da mı yenir?” sorusuna ülkenin dört bir yanından altı saatte Ankara’ya geldiğine dikkat çeken Benli, “İstanbul altı saat, Samsun altı saat. Her yerden altı saatte Ankara’da. Türkiye’nin en taze balıkları Ankara’da olur” dedi.
Ankara Ulus Halinde Müslüm Gürses’e benzerliği ile bilinen Mehmet Benli, Ankara Ulus Halinde 30 senedir Balıkçılık yaptığına dikkat çekti. Mesleğini çok sevdiğini dile getiren Benli, ” Müslüm Baba’ya, hayranlığımdan dolayı onu çok güzel şekilde anlatıyorum. Hem şarkıyla, hem de dizi bölümlerinde oynuyorum. Müslüm Baba diyor ki, balıkçılık çok harika” dedi.
Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 5 kişilik Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat denizde kaldıkları faciada yaşadıklarını anlattı. Aile, 11 yaşındaki kızları Fatma Ada Kaya’nın KKTC’deki ilk kontrollerinin ardından taburcu edildiğini, Adana’da yapılan muayenede ise 4 kaburgasının kırık olduğunun belirlendiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batması sonucu 14 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları sürüyor .
Gemide, 2 günlük tatil için KKTC’ye giden Hüseyin Kaya (42), eşi Zeynep Kaya (37) ile çocukları Fatma Ada (11), Mira (9) ve Duru Kaya (8) da bulunuyordu. Kaya ailesi, tatilin ardından Türkiye’ye dönmek üzere gemiye bindi.
Yolculuk sırasında gemide sarsıntılar yaşanması üzerine yolcular geminin durdurulmasını istedi. Ailenin iddiasına göre gemi buna rağmen yoluna devam etti. Kısa süre sonra geminin su almaya başlamasıyla yolcular arasında panik yaşandı.
FACİADAN KURTULDULAR, 1,5 SAAT DENİZDE KALDILAR
Faciadan kurtulan Kaya ailesi yaklaşık 1,5 saat denizde kaldı. Olayın ardından KKTC’de hastaneye götürülen Fatma Ada Kaya, yapılan ilk kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.
Aile Adana’ya döndükten sonra kızlarını yeniden hastaneye götürdü. Buradaki kontrollerde Fatma Ada’nın 4 kaburgasının kırık olduğu belirlenerek tedavi altına alındı.
Geminin batmaya başlaması üzerine can yeleklerini giyerek denize atlayan Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat açık denizde yardım bekledi. Aile, su sporları yapan bir kişinin yardımıyla kurtarılarak karaya çıkarıldı.
Denize atladığı sırada ayağının kayması sonucu düşen 11 yaşındaki Fatma Ada denize atladı ama gemi üzerine devrildi. Daha sonra babası tarafından kurtarıldı. 5 kişilik aileden tek yaralı olan Fatma Ada, kurtarıldıktan sonra KKTC’de hastaneye kaldırıldı. Fatma Ada, burada bel ve kaburga bölgesinde ağrısı olduğunu belirtmesine rağmen yapılan kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.
4 GÜN SONRA ADANA’YA DÖNDÜ, AĞRILARI GEÇMEYİNCE HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ
Olayın ardından 4 gün sonra uçakla Adana’ya dönen Kaya ailesi, ağrıları geçmeyen Fatma Ada’yı hastaneye götürdü.
Adana Şehir Hastanesi’nde yapılan tetkiklerde küçük kızın 4 kaburgasının kırıldığı belirlendi. Hastaneye yatırılan Fatma Ada’nın tedavisinin sürdüğü, kırıkların parçalı olması nedeniyle yürümesine dahi izin verilmediği öğrenildi .
“DENİZE DÜŞTÜKTEN SONRA GEMİ ÜZERİME DEVRİLDİ”
Yaşadıklarını anlatan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya, geminin batacağını anladıklarında can yeleklerini giyerek denize atladıklarını belirterek, “Türkiye’ye dönmek için gemiye bindik. Yolculuk sırasında geminin batacağını anladığımızda can yeleğimizi giyip denize atlamaya başladık. Ben atlayacağım sırada ayağım kaydı. Denize düştükten sonra gemi üzerime devrildi. Beni babam kurtardı. Daha sonra ekipler beni hastaneye götürdü. Ağrımın çok olduğunu söyledim ama ‘Bir şeyiniz yok’ dediler. Adana’ya döndüğümüzde hastaneye gittik. 4 kaburgamın kırık olduğunu söylediler.” dedi.
“GEMİ SU ALDIĞI SIRADA KAPTAN HIZINI HİÇ KESMEDİ”
Anne Zeynep Kaya ise geminin limandan çıktıktan sonra çok fazla sarsıldığını ve yolcuların geminin durdurulmasını istediğini ifade ederek, “İnsanlar geminin durmasını istedi ama durmadılar. Biz ailece oradan kurtulduk. Kurtulamayanların çoğu kilitli kaldılar. Gemi battıktan sonra hepimiz denizde kaldık. Gemi limandan çıktıktan sonra çok sarsıntı vardı. ‘Gemiyi geri döndürün, biz inmek istiyoruz’ dedik. 5 dakika sonra su almaya başladı. ‘Biz böyle çok gittik, hiçbir şey olmaz’ dediler. Gemi su aldığı sırada kaptan hızını hiç kesmedi” dedi.
Geminin altından patlama sesi geldiğini söyleyen Kaya, “O sırada geminin altından patlama sesi geldi. Kaptan manevra yapınca gemi ters dönmeye başladı. Ben çocuklarıma can yeleği giydirmeye çalışıyordum. Hatta biri bana giydirmiş ama kim olduğunu bilmiyorum. Biz suya atladık, 1 dakika sonra zaten battı. Suda 1 saatten fazla kaldık. Su sporları yapan bir kişi gelip kurtardı bizleri. Oradan hastaneye gittik. Kontrolleri yapıldı ama ‘Bir şey yok’ dediler. Ama kızımın 4 kaburga kemiği kırık çıktı. Kırıklar da parçalı olduğu için şu an yürümesine bile izin verilmiyor. Orada kırık olduğunu fark etmediler. İlk fırsatta onlardan şikayetçi olacağım” dedi.
“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE İNSANLAR ÖLDÜ”
Baba Hüseyin Kaya ise geminin altından gelen patlama sesinin ardından geminin yan yatmaya başladığını ve çok kısa sürede kendilerini denizin içinde bulduklarını söyledi .
Kaya, “Alttan bir patlama sesi geldi. Gemi yan yatmaya başladı. 30 saniye içinde kendimizi suda bulduk. 1,5 saate yakın denizde kaldık. O anlarda çok korktuk. Sonuçta açık denizdeydik ve köpek balıkları da olabilirdi. O an her şeyi düşündük. Gözümüzün önünde insanlar öldü. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyoruz.” dedi.
Olayda yaralanan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya’nın tedavisi Adana Şehir Hastanesi’nde sürerken, aile yaşadıkları olayın ve kızlarının ilk muayenesinde kırıkların fark edilmemesinin araştırılmasını istiyor.
Van-Bahçesaray yoluna 13 kilometrelik tünel yapılacak.
Van ile Bahçesaray ilçesini birbirine bağlayan ve yaklaşık 3 bin rakımda bulunan karayolu, yoğun kar yağışı ve çığ riski nedeniyle kış aylarında ulaşıma kapatılıyor.
Yol, her yıl haziran ayının ilk haftasında yeniden ulaşıma açılırken, kış döneminde Bahçesaraylılar ilçeye ulaşım için Bitlis’in Hizan ilçesi üzerinden alternatif güzergahı kullanıyor.
Kış aylarında metrelerce karın yağdığı bölgede ulaşımın daha güvenli ve kesintisiz sağlanması amacıyla tünel projesi için çalışma başlatıldı.
Gevaş ve Bahçesaray ilçeleri arasında yapılması planlanan yaklaşık 13 kilometrelik tek tüp tünelin proje etüt ve sondaj çalışmalarına başlandı.
Karayolları ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, güzergahın jeolojik ve coğrafi özellikleri inceleniyor.
Etüt çalışmalarının tamamlanmasının ardından proje hazırlıklarının yapılması ve ihale sürecinin başlatılması bekleniyor.
İhale süreci sonrasında ise tünelin yapım çalışmalarına geçilecek.
AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu tünel çalışmasına ilişkin bilgi verdi.
Tünelin girişinin Gevaş ilçesine bağlı bir mahalle sınırlarında, çıkışının ise Bahçesaray ilçe girişine yakın bir noktada planlandığını belirten Türkmenoğlu, ilk etapta tek tüp tünel yapılacağını söyledi.
Seyahat tutkusunu yaşam biçimine dönüştüren Muammer Yılmaz, 133 ülke gezdi. Son 6 yıldır çantasız seyahat eden Yılmaz’ın yeni hedefi İstanbul’dan Pekin’e bisikletle gitmek.
Muammer Yılmaz, 2014 yılında başladığı yolculuklarında kimi zaman otostopla, kimi zaman bisikletle, kimi zaman da yürüyerek 5 kıtada 133 ülkeyi gezdi. Seyahat etmeyi yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz, son 6 yıldır yanına çanta almadan, yalnızca diş fırçasıyla yola çıkıyor.
Gezdiği ülkelerde farklı kültürleri, inançları, yemekleri ve yaşam biçimlerini deneyimleyen Yılmaz, yolculuklarında edindiği tecrübeleri gezi günlüğü kitaplarında da paylaşıyor. Yılmaz’ın en büyük hayali ise Türkiye’de iyi insanların olduğunu gösteren bir program hazırlamak.
İlk büyük macerasına 2014 yılında çıktığını anlatan Yılmaz, “80 Günde Parasız Devriâlem” projesiyle 19 ülkeyi otostop yaparak dolaştı. Yolculuk boyunca insanların kendilerine yardımcı olduğunu belirten Yılmaz, sonraki seyahatlerinde de yürümek, otostop yapmak ve bisiklete binmek gibi farklı yöntemler kullandı.
Altı yıldır seyahatlerinde çanta taşımadığını belirten Yılmaz, “Her şeyim cebimde. Çantam yok. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum, başka bir şeyim yok” dedi.
EŞİYLE BİR YILDA 22 ÜLKE GEZDİ
2023 yılında eşiyle birlikte 10. yıllarını farklı bir yolculukla kutlamak istediklerini belirten Yılmaz, eşinin başlangıçta parasız ve otostoplu bir yolculuğa sıcak bakmadığını söyledi. Bunun üzerine daha klasik bir dünya turu yapmaya karar verdiklerini belirten gezgin, bir yıl boyunca 22 ülke gezdiklerini ifade etti.
Gezdiği 133 ülkenin kendisi için yalnızca bir sayı olduğunu vurgulayan Yılmaz, asıl zenginliğinin dünyanın farklı yerlerinde edindiği dostluklar olduğunu söyledi.
En sıra dışı deneyimlerinden biri ise Avrupa’nın en yüksek dağı olan Mont Blanc çevresindeki yürüyüşü olduğunu kaydeden Yılmaz, Fransa, İsviçre ve İtalya sınırlarından geçen rotada 11 gün boyunca toplam 160 kilometre yürüdüğünü, bu yolculukta yemek yemediğini söyledi.
Bir sonraki macerasında arkadaşı Milan ile birlikte İstanbul’dan bisikletle yola çıkmayı planlayan Yılmaz, hedefinin Çin’in başkenti Pekin’e ulaşmak olduğunu söyledi.
Dünyayı keşfederek öğrenmeye çalıştığını belirten Yılmaz, “Dünyayı geziyorum, öğreniyorum, keşfediyorum. Bugüne kadar 133 ülkeyi gezdim. Her ülkede değişik kültürleri, değişik dinleri, değişik inançları ve değişik yemekleri görerek paylaşıyorum. İlk olarak ailemle ülkeleri geziyorduk. Oradan geziye tutuldum. Okulla Amerika’ya gittim. Oradan sonra gezmeyi tutku haline getirdim. İlk büyük maceramız, 2014 yılında “80 Günde Parasız Devriâlem” oldu. Otostop yaptık. 19 ülkede iyiliği gördük. Yardım ettiler, arabaya aldılar, yemek verdiler, konaklama için bize yardımcı oldular. Hiçbir zaman sokakta yatmadık. Amacımız, her yerde güzel insanların olduğunu göstermek. 17 yaşında lisede gezi organize ediliyordu. Babama, “Gidebilir miyim?” dedim. “Tamam” dedi. Babama ücretli olduğunu söyledim. Bana, “Çalış, git” dedi. Ben de “Baba, arkadaşlarıma babaları para veriyor” dedim. Bana, “Bizde öyle değil” dedi. Ben de gittim, çikolata sattım, bulaşık yıkadım. Paramı kazandım ve Amerika’ya gittim. 133 ülkeyi gezme şansım oldu. 5 kıtada değişik değişik ülkeler gezdim. Bir kıtadan bir kıtaya çok farklılıklar var. Değişik maceralar yaşadık. Bazen otostop yaptık, bazen yürüyerek gittik. Bazen yemek yemeden, bazen çantasız, sadece bir diş fırçasıyla yolculuk yaptık. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum. Başka bir şeyim yok. Her şeyim cebimde, çanta yok; öyle geziyorum. Geçen sene bisikletle Paris’ten başladık, İstanbul’da bitirdik. 2 bin 500 kilometrelik bir gezi oldu” dedi.
“HER ÜLKEDE BİR ARKADAŞIM VAR”
Gezdiği ülkede arkadaşlıklar edindiğini ifade eden Yılmaz, ” Bugüne kadar 3 tane kitap yaptık. 2023 yılında hanımla, “10 yılımızı kutlayalım, büyük bir gezi yapalım” dedik. Hanım hayır dedi, korktu. “Çantasız, yemeksiz, otostopla gezi mi olacak? Ben gitmiyorum” dedi. Ben de kendisine normal dünya turu yapalım dedim ve çıktık. Bir yıl dünyayı turladık, 22 ülke gezdik. Normal bir şekilde, ara sıra yine otostop yaptık. Bu kadar ülke gezmem sadece bir sayı, 133. Ama bütün dünyada bir arkadaşım var. Bu, en güzel zenginlik, en güzel mutluluk benim için. Yolculukta korktuğumuz, zor durumlar tabii ki oldu. Ama bu da yolculuğun bir tarafı. Bu zorlukları yaşayınca mutluluklar on kat artıyor ve hayat dolu dolu oluyor. Sağlığımız yerinde olduğu sürece devam edecek” dedi.
On bir gün yemek yemeden 160 kilometre yürüdüğünü iddia eden Yılmaz, “11 gün dağlarda yemek yemeden 160 kilometre yürüyüş yaptım. Avrupa’nın en yüksek dağı olan Mont Blanc’ın etrafında yürüdük. Üç ülke; Fransa, İsviçre ve İtalya. On bir gün yemek yemeden. Bunu niye yaptım? İçimizdeki gücü göstermek için. Bir dahaki macera arkadaşım Milan ile beraber Asya. Yani İstanbul’dan bisikletlerimizi alacağız, inşallah Pekin’e kadar, Çin’e kadar devam edeceğiz” dedi.
Yılmaz, en büyük hayalinin kendi ülkesinde bir televizyon programı hazırlamak olduğunu ifade ederek, “Benim işim dünyayı gezmek, paylaşmak. Konferans veriyorum, televizyon programları yapıyorum, kitap yazıyorum. En büyük hayalim Türkiye’de bir televizyon programı yapmak ve bu tecrübemi paylaşmak. Mesela Kapadokya’da bir mağarada, parasız, diş fırçamla bir program yapacağım. Türkiye’de iyi insanların olduğunu göstermek için bu programı yapmak hayalim” dedi.