Ana Sayfa›Güncel›“Pes” dedirten dolandırıcılık: Batan gemide kaybolan kardeşlerin ismini kullandılar
“Pes” dedirten dolandırıcılık: Batan gemide kaybolan kardeşlerin ismini kullandılar
Telefon dolandırıcıları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde batan Filo Jet isimli feribotta kaybolan Hataylı kardeşlerin adını kullanarak vatandaşları tuzağa düşürmeye çalışıyor.
Haber Merkezi
Giriş: 07-09-2026 10:24
Güncel
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kentinden Mersin’deki Taşucu Limanı’na gittiği sırada alabora olarak batan Filo Jet isimli feribotta kaybolan yolcuları arama çalışmaları sürüyor.
Feribot faciasında kaybolanlar arasında Hataylı Demir kardeşler de yer alıyor. Ekipler, Mustafa Demir ile Mahmut Demir’i aramaya devam ediyor.
Demir ailesinin bekleyişi ise sürüyor.
Ağabey ve kardeşin acısıyla zor günler geçiren aile ikinci şoku Demir kardeşlerin isimlerinin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasıyla yaşadı.
Demir ailesi kardeşlerin ailelerinin yardıma muhtaç olduğu söylenerek IBAN paylaşan kimliği belirsiz şüphelilerin yardım topladığını iddia etti.
Kayıp kardeşlerin ağabeyi Halil Demir, yardım paylaşımlarına itibar edilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.
Dolandırıcıların, kardeşleri adına hesap numarası paylaşıp vatandaşları tuzağa düşürmeye çalıştığını söyleyen Halil Demir, “İnsanların iyi niyetini kötü amaçlı kullanıyorlar, böyle bir şeye gerek yok. Tüm Türkiye’ye seslenmek istiyorum, lütfen bu dolandırıcılara itibar etmeyin.” ifadelerini kullandı.
Kayıp kardeşlerin isimlerinin kullanılarak yardım toplandığını anlatan İbrahim Demir ise “Biz daha cenazemizi almadık, dolandırıcılar insanlardan para topluyor. Kimse bunlara itibar etmesin.” diye konuştu.
Girne’de batan feribotta kaybolanları arama kurtarma çalışmaları ise sürüyor.
Ekipler dün bir cansız bedene daha ulaştı. Ulaşılan cansız bedenin 55-60 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu öğrenildi.
Ulaşılan cansız bedenle birlikte can kaybı sayısı 14’e yükseldi.
Seyahat tutkusunu yaşam biçimine dönüştüren Muammer Yılmaz, 133 ülke gezdi. Son 6 yıldır çantasız seyahat eden Yılmaz’ın yeni hedefi İstanbul’dan Pekin’e bisikletle gitmek.
Muammer Yılmaz, 2014 yılında başladığı yolculuklarında kimi zaman otostopla, kimi zaman bisikletle, kimi zaman da yürüyerek 5 kıtada 133 ülkeyi gezdi. Seyahat etmeyi yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz, son 6 yıldır yanına çanta almadan, yalnızca diş fırçasıyla yola çıkıyor.
Gezdiği ülkelerde farklı kültürleri, inançları, yemekleri ve yaşam biçimlerini deneyimleyen Yılmaz, yolculuklarında edindiği tecrübeleri gezi günlüğü kitaplarında da paylaşıyor. Yılmaz’ın en büyük hayali ise Türkiye’de iyi insanların olduğunu gösteren bir program hazırlamak.
İlk büyük macerasına 2014 yılında çıktığını anlatan Yılmaz, “80 Günde Parasız Devriâlem” projesiyle 19 ülkeyi otostop yaparak dolaştı. Yolculuk boyunca insanların kendilerine yardımcı olduğunu belirten Yılmaz, sonraki seyahatlerinde de yürümek, otostop yapmak ve bisiklete binmek gibi farklı yöntemler kullandı.
Altı yıldır seyahatlerinde çanta taşımadığını belirten Yılmaz, “Her şeyim cebimde. Çantam yok. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum, başka bir şeyim yok” dedi.
EŞİYLE BİR YILDA 22 ÜLKE GEZDİ
2023 yılında eşiyle birlikte 10. yıllarını farklı bir yolculukla kutlamak istediklerini belirten Yılmaz, eşinin başlangıçta parasız ve otostoplu bir yolculuğa sıcak bakmadığını söyledi. Bunun üzerine daha klasik bir dünya turu yapmaya karar verdiklerini belirten gezgin, bir yıl boyunca 22 ülke gezdiklerini ifade etti.
Gezdiği 133 ülkenin kendisi için yalnızca bir sayı olduğunu vurgulayan Yılmaz, asıl zenginliğinin dünyanın farklı yerlerinde edindiği dostluklar olduğunu söyledi.
En sıra dışı deneyimlerinden biri ise Avrupa’nın en yüksek dağı olan Mont Blanc çevresindeki yürüyüşü olduğunu kaydeden Yılmaz, Fransa, İsviçre ve İtalya sınırlarından geçen rotada 11 gün boyunca toplam 160 kilometre yürüdüğünü, bu yolculukta yemek yemediğini söyledi.
Bir sonraki macerasında arkadaşı Milan ile birlikte İstanbul’dan bisikletle yola çıkmayı planlayan Yılmaz, hedefinin Çin’in başkenti Pekin’e ulaşmak olduğunu söyledi.
Dünyayı keşfederek öğrenmeye çalıştığını belirten Yılmaz, “Dünyayı geziyorum, öğreniyorum, keşfediyorum. Bugüne kadar 133 ülkeyi gezdim. Her ülkede değişik kültürleri, değişik dinleri, değişik inançları ve değişik yemekleri görerek paylaşıyorum. İlk olarak ailemle ülkeleri geziyorduk. Oradan geziye tutuldum. Okulla Amerika’ya gittim. Oradan sonra gezmeyi tutku haline getirdim. İlk büyük maceramız, 2014 yılında “80 Günde Parasız Devriâlem” oldu. Otostop yaptık. 19 ülkede iyiliği gördük. Yardım ettiler, arabaya aldılar, yemek verdiler, konaklama için bize yardımcı oldular. Hiçbir zaman sokakta yatmadık. Amacımız, her yerde güzel insanların olduğunu göstermek. 17 yaşında lisede gezi organize ediliyordu. Babama, “Gidebilir miyim?” dedim. “Tamam” dedi. Babama ücretli olduğunu söyledim. Bana, “Çalış, git” dedi. Ben de “Baba, arkadaşlarıma babaları para veriyor” dedim. Bana, “Bizde öyle değil” dedi. Ben de gittim, çikolata sattım, bulaşık yıkadım. Paramı kazandım ve Amerika’ya gittim. 133 ülkeyi gezme şansım oldu. 5 kıtada değişik değişik ülkeler gezdim. Bir kıtadan bir kıtaya çok farklılıklar var. Değişik maceralar yaşadık. Bazen otostop yaptık, bazen yürüyerek gittik. Bazen yemek yemeden, bazen çantasız, sadece bir diş fırçasıyla yolculuk yaptık. Altı yıldır diş fırçasıyla geziyorum. Başka bir şeyim yok. Her şeyim cebimde, çanta yok; öyle geziyorum. Geçen sene bisikletle Paris’ten başladık, İstanbul’da bitirdik. 2 bin 500 kilometrelik bir gezi oldu” dedi.
“HER ÜLKEDE BİR ARKADAŞIM VAR”
Gezdiği ülkede arkadaşlıklar edindiğini ifade eden Yılmaz, ” Bugüne kadar 3 tane kitap yaptık. 2023 yılında hanımla, “10 yılımızı kutlayalım, büyük bir gezi yapalım” dedik. Hanım hayır dedi, korktu. “Çantasız, yemeksiz, otostopla gezi mi olacak? Ben gitmiyorum” dedi. Ben de kendisine normal dünya turu yapalım dedim ve çıktık. Bir yıl dünyayı turladık, 22 ülke gezdik. Normal bir şekilde, ara sıra yine otostop yaptık. Bu kadar ülke gezmem sadece bir sayı, 133. Ama bütün dünyada bir arkadaşım var. Bu, en güzel zenginlik, en güzel mutluluk benim için. Yolculukta korktuğumuz, zor durumlar tabii ki oldu. Ama bu da yolculuğun bir tarafı. Bu zorlukları yaşayınca mutluluklar on kat artıyor ve hayat dolu dolu oluyor. Sağlığımız yerinde olduğu sürece devam edecek” dedi.
On bir gün yemek yemeden 160 kilometre yürüdüğünü iddia eden Yılmaz, “11 gün dağlarda yemek yemeden 160 kilometre yürüyüş yaptım. Avrupa’nın en yüksek dağı olan Mont Blanc’ın etrafında yürüdük. Üç ülke; Fransa, İsviçre ve İtalya. On bir gün yemek yemeden. Bunu niye yaptım? İçimizdeki gücü göstermek için. Bir dahaki macera arkadaşım Milan ile beraber Asya. Yani İstanbul’dan bisikletlerimizi alacağız, inşallah Pekin’e kadar, Çin’e kadar devam edeceğiz” dedi.
Yılmaz, en büyük hayalinin kendi ülkesinde bir televizyon programı hazırlamak olduğunu ifade ederek, “Benim işim dünyayı gezmek, paylaşmak. Konferans veriyorum, televizyon programları yapıyorum, kitap yazıyorum. En büyük hayalim Türkiye’de bir televizyon programı yapmak ve bu tecrübemi paylaşmak. Mesela Kapadokya’da bir mağarada, parasız, diş fırçamla bir program yapacağım. Türkiye’de iyi insanların olduğunu göstermek için bu programı yapmak hayalim” dedi.
Ankara’da balık sezonu hareketli başladı. Ulus Hali esnafı, bu yıl balığın bol olduğunu belirerek "Bu sezon zam yok. Palamut' un tanesi 100 lira, bir tanesi yarım kilo geliyor." dedi.
Balık sezonunun açılmasıyla Ankara’daki balık tezgahlarında hareketlilik başladı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen balıklar, sabahın erken saatlerinden itibaren başta Ulus Hali olmak üzere kentteki balıkçılarda satışa sunuluyor.
Denize kıyısı bulunmayan Başkentte sezonun başlamasıyla balıkçılardaki yoğunluk da arttı.
Ankaralılar, tezgahlardaki taze balıkları almak için balıkçıların yolunu tutarken, balıkların tazeliği ve fiyatları da vatandaşların en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor.
Ulus Hali’nde uzun yıllardır balıkçılık yapan esnaf ise farklı bölgelerden getirilen ürünlerin kısa sürede Ankara’ya ulaştırıldığına dikkati çekerek, “En taze balık Ankara’da yenir” iddiasında bulundu.
Ankara Ulus Halinde 38 yıldır Balıkçılık yapan Şaban Akbaş, “balıkla ilgileniyoruz, balıkların içinde yaşamışız, balıkların içinde büyümüşüz” ifadelerine yer verdi. Balık Sezonunun açılmasının ardından sezonunun bu sene de güzel olduğuna dikkat çeken Akbaş, “Balık sezonu geçen sene de güzeldi ve ufak balık çoktu. Bu yıl büyük balık fazla. Karadeniz Palamut’ unun dönemi başladı. Şimdi Palamut çok, geçen sene hamsi çoktu” dedi.
Balıkların geçen senenin fiyatlarıyla satışa sunduğunu dile getiren Akbaş, Sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sezon zam yok. Palamut’ un tanesi 100 lira, bir tanesi yarım kilo geliyor. Hamsinin kilosu 100 lira, İstavrit kilosu 100 lira. Mezgidin kilosu 100 lira, Barbun kilosu100 lira. Yani şu anki fiyatlar böyle, devam ediyor. Bu sene balık ucuz ve taze. Sezon güzel başladı. Şu an en çok talep Palamut’ta, millet en çok Palamut’u seviyor.”
En taze balığın Ankara’ya geldiğini ifade eden Akbaş, “deniz olmadığına göre en taze balık buraya gelir. Ankara’ya niye gelir? Türkiye’nin bütün bölgedeki denizler direkt Ankara’ya gönderim yapıyor, buradan hareket ediyor. En taze balık Ankara’da. Burası şöyle söyleyeyim, hem ucuz, hem taze, hem kalite. Önemli olan bunlardır” dedi.
“HER YERDEN ALTI SAATTE ANKARA’DA”
“En taze balık Ankara’da mı yenir?” sorusuna ülkenin dört bir yanından altı saatte Ankara’ya geldiğine dikkat çeken Benli, “İstanbul altı saat, Samsun altı saat. Her yerden altı saatte Ankara’da. Türkiye’nin en taze balıkları Ankara’da olur” dedi.
Ankara Ulus Halinde Müslüm Gürses’e benzerliği ile bilinen Mehmet Benli, Ankara Ulus Halinde 30 senedir Balıkçılık yaptığına dikkat çekti. Mesleğini çok sevdiğini dile getiren Benli, ” Müslüm Baba’ya, hayranlığımdan dolayı onu çok güzel şekilde anlatıyorum. Hem şarkıyla, hem de dizi bölümlerinde oynuyorum. Müslüm Baba diyor ki, balıkçılık çok harika” dedi.
Balık sezonunun açılmasıyla Ankara’daki balık tezgahlarında hareketlilik başladı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen balıklar, sabahın erken saatlerinden itibaren başta Ulus Hali olmak üzere kentteki balıkçılarda satışa sunuluyor.
Denize kıyısı bulunmayan Başkentte sezonun başlamasıyla balıkçılardaki yoğunluk da arttı.
Ankaralılar, tezgahlardaki taze balıkları almak için balıkçıların yolunu tutarken, balıkların tazeliği ve fiyatları da vatandaşların en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor.
Ulus Hali’nde uzun yıllardır balıkçılık yapan esnaf ise farklı bölgelerden getirilen ürünlerin kısa sürede Ankara’ya ulaştırıldığına dikkati çekerek, “En taze balık Ankara’da yenir” iddiasında bulundu.
BU YIL BÜYÜK BALIK DA FAZLA
Ankara Ulus Halinde 38 yıldır Balıkçılık yapan Şaban Akbaş, “balıkla ilgileniyoruz, balıkların içinde yaşamışız, balıkların içinde büyümüşüz” ifadelerine yer verdi. Balık Sezonunun açılmasının ardından sezonunun bu sene de güzel olduğuna dikkat çeken Akbaş, “Balık sezonu geçen sene de güzeldi ve ufak balık çoktu. Bu yıl büyük balık fazla. Karadeniz Palamut’ unun dönemi başladı. Şimdi Palamut çok, geçen sene hamsi çoktu” dedi.
PALAMUT’UN TANESİ 100 LİRA
Balıkların geçen senenin fiyatlarıyla satışa sunduğunu dile getiren Akbaş, Sözlerine şöyle devam etti:
“Bu sezon Zam yok. Palamut’ un tanesi 100 lira, bir tanesi yarım kilo geliyor. Hamsinin kilosu 100 lira, İstavrit kilosu 100 lira. Mezgidin kilosu 100 lira, Barbun kilosu100 lira. Yani şu anki fiyatlar böyle, devam ediyor. Bu sene balık ucuz ve taze. Sezon güzel başladı. Şuan en çok talep Palamut’ta, millet en çok Palamut’u seviyor.”
BALIĞIN BORSASI ANKARA’DA
En taze balığın Ankara’ya geldiğini ifade eden Akbaş, “deniz olmadığına göre en taze balık buraya gelir. Ankara’ya niye gelir? Türkiye’nin bütün bölgedeki denizler direkt Ankara’ya gönderim yapıyor, buradan hareket ediyor. En taze balık Ankara’da. Burası şöyle söyleyeyim, hem ucuz, hem taze, hem kalite. Önemli olan bunlardır” dedi.
ANKARA ULUS HALİNDE BALIKÇILIK YAPAN ‘MÜSLÜM BABA’
Ankara Ulus Halinde Müslüm Gürses’e benzerliği ile bilinen Mehmet Benli, Ankara Ulus Halinde 30 senedir Balıkçılık yaptığına dikkat çekti. Mesleğini çok sevdiğini dile getiren Benli, ” Müslüm Baba’ya, hayranlığımdan dolayı onu çok güzel şekilde anlatıyorum. Hem şarkıyla, hem de dizi bölümlerinde oynuyorum. Müslüm Baba diyor ki, balıkçılık çok harika” dedi.
“HER YERDEN ALTI SAATTE ANKARA’DA”
En taze balık Ankara’da mı yenir? Sorusuna ülkenin dört bir yanından altı saatte Ankara’ya geldiğine dikkat çeken Benli, “İstanbul altı saat, Samsun altı saat. Her yerden altı saatte Ankara’da. Türkiye’nin en taze balıkları Ankara’da olur” dedi.