İsrail'de sandıkların tamamının sayılmasıyla hiçbir siyasi blok hükümet çoğunluğuna ulaşamazken, Arap partilerinin rekor kırarak 19 milletvekili çıkarması iktidar denklemini kilitledi.
İsrail’de 27 Ekim Salı günü yapılan erken genel seçimlerin ardından hiçbir siyasi blok parlamentoda tek başına çoğunluğu sağlayamazken, Başbakan Binyamin Netanyahu iktidarı kaybetme riski karşısında rekor sayıda milletvekili çıkaran Arap partilerini hile yapmakla suçladı.
İsrail Merkezi Seçim Komisyonunun çifte zarflar dahil tüm özel oyların sayımını tamamlamasıyla ortaya çıkan tabloya göre, 120 sandalyeli Mecliste (Knesset) Netanyahu liderliğindeki milliyetçi-dini blok 53 sandalyede kalırken, muhalefet partileri 48 sandalye elde etti.
Ülke nüfusunun yüzde 21’ini oluşturan Arap azınlığı temsil eden partiler ise 19 sandalye kazanarak tarihi bir temsile ulaştı ve hükümet kurma denkleminde kilit aktör konumuna yükseldi.
Toplam 12 bin 644 sandıkta kayıtlı oyların sisteme girilmesiyle 5 milyon 564 bin 764 geçerli, 25 bin 72 geçersiz olmak üzere 5 milyon 589 bin 836 oyun sayıldığı seçimde katılım oranı yüzde 77,7 olarak gerçekleşti.
Yüzde 77,7’lik katılım oranı, 1999 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oran olurken 2022 seçimlerine göre 7,1 puanlık bir artışa işaret etti.
Oyların dağılımı sonucunda Netanyahu’nun partisi Likud 27 sandalyeye yükselirken müttefiki aşırı dindar Şas partisi 6 sandalyeye geriledi; Arap partilerinden Birleşik Arap Listesi (Ra’am) 8 sandalyeye ulaşırken Ortak Liste 11 milletvekili çıkardı.
İsrail’de hükümet kurmak için Mecliste en az 61 milletvekilinin desteği gerekirken, 53 sandalyede kalan Netanyahu’nun veya 48 sandalyesi olan muhalefetin bu eşiği tek başına aşma imkanı kalmadı.
İktidarda kalmak için geçici başbakanlık görevini sürdüren Netanyahu, hiçbir somut kanıt sunmaksızın Arap partilerinin elde ettiği başarının arkasında organize seçim hilesi olduğunu ileri sürdü.
Likud partisi, Arap kasabalarındaki sandıklarda rüşvet ve baskı uygulandığını iddia ederek polisin ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in derhal soruşturma açmasını talep etti.
İsrail polisi, seçim gününden bu yana ülkenin güneyindeki Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde oy yolsuzluğu şüphesiyle en az 7 kişiyi gözaltına aldığını bildirdi.
İsrail Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı olan Yüksek Mahkeme Yargıcı Noam Sohlberg, Şin Bet’ten kimliği belirsiz yabancı aktörlerin seçimlere müdahale girişiminde bulunduğu yönündeki şüpheleri araştırmasını istedi.
Sohlberg’in talebi üzerine söylemini sertleştiren Likud, söz konusu müdahalenin arkasında Katar’ın yer aldığını iddia ederek sürecin “İsrail’in İslamlaşması ve İsrail ordusunun İran başta olmak üzere tüm cephelerden çekilip hezimete uğramasını amaçlayan bir darbe” olduğunu öne sürdü.
Katar yönetimi seçimlere müdahale ettiği yönündeki suçlamaları kesin bir dille reddetti.
Merkezi Seçim Komisyonu, yayımladığı resmi yazıda seçimlerin meşruiyetine gölge düşürecek herhangi bir durumun bulunmadığını teyit etti: “Seçimlerin dürüstlüğüne sistematik bir zarar verildiği yönündeki iddiaların hiçbir temeli yoktur.”
Şin Bet de yürüttüğü incelemenin yalnızca adı geçen şüphelilere odaklandığını, “demokratik ve yasal yollarla oy kullanmaya giden koca bir toplumu” zan altında bırakmaması gerektiğini duyurdu.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, iddiaların hukuki zeminde soruşturulması gerektiğini ancak tüm Arap seçmenlerin hedef gösterilemeyeceğini savundu.
Cumhurbaşkanı Herzog yaptığı açıklamada, “Böyle bir anda bile, oy kullanma hakkını kullanmak ve demokrasiye aktif biçimde katılmak isteyen bütün bir toplumu lekelememeliyiz” dedi.
Arap Ortak Liste liderlerinden Ahmad Tibi, Reuters’a yaptığı değerlendirmede, Netanyahu’nun seçim sonuçlarını itibarsızlaştırmak amacıyla zehirli bir kampanya yürüttüğünü savundu.
Tibi, “Bu kampanyanın tamamı, Ortak Liste veya Ra’am’ın dışarıdan desteğine dayanan bir hükümet kurmasını engellemek, onu yıldırmak ve korkutmak amacıyla doğrudan Eisenkot’a yöneltilmiştir” ifadesini kullandı.
Ra’am lideri Mansour Abbas da Netanyahu’nun kışkırtma siyaseti güttüğünü belirterek, “Arap vatandaşlara karşı yürüttüğü kışkırtma ve gayrimeşrulaştırma kampanyasına tek bir cevabımız var: Bundan hiçbir şey çıkmayacak, çünkü ortada hiçbir şey yok” dedi.
Reichman Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Eytan Gilboa, Netanyahu’nun ana gayesinin Arap ve Yahudi partileri arasındaki her türlü işbirliğini daha doğmadan gayrimeşru ilan etmek olduğunu söyledi.
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku, eski Başbakan Naftali Bennett’in Birlikte ittifakı, Yair Lapid liderliğindeki Gelecek Var (Yesh Atid), Yair Golan liderliğindeki Demokratlar ve Avigdor Lieberman’ın İsrail Evimiz (Yisrael Beiteinu) partilerinden oluşuyor.
Muhalefet bloku ile Arap partilerinin toplam sandalye sayısı 67’ye ulaşsa da Arap partilerinin muhalefet ittifakına resmi olarak dahil olmaması, kurulacak olası bir hükümeti hassas siyasi dengelere bağlı kılıyor.
Ynet gazetesinin aktardığına göre, Birlikte ittifakı lideri Bennett ile Yashar partisi lideri Eisenkot, Ra’anana kentindeki konutta bir araya gelerek en kısa sürede hükümet kurma seçeneklerini masaya yatırdı.
İki lider görüşmenin ardından yayımladıkları ortak bildiride, “İsrail’de mümkün olan en kısa sürede iyi bir hükümet kurmanın yollarını” ele aldıklarını duyurdu.
İsrail Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ise sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak Ra’am lideri Mansour Abbas ile görüştüğünü teyit etti.
Golan, “Bu görüşme bir değişim hükümetini hızla ilerletmek ve İsrail seçmeninin iradesini gerçekleştirmek amacıyla yapıldı; şimdi eylem zamanıdır ve değişim fırsatını kaçırmamak bizim sorumluluğumuzdur” mesajını paylaştı.
Israel Hayom gazetesi, Golan’ın hükümet kurma koordinasyonu kapsamında Yashar lideri Eisenkot ve muhalefet lideri Lapid ile de temaslarda bulunduğunu aktardı.
Demokratlar lideri Golan, Arap partileriyle kurulacak bir modele karşı çıkan Avigdor Lieberman’a ve diğer muhalefet liderlerine Ra’am ile dışarıdan işbirliğini yeniden değerlendirme çağrısında bulundu.
Muhalefet cephesinin lideri Eisenkot ise yaptığı yazılı açıklamada olası seçim müdahalesi soruşturmasının siyasetçilerin baskısından uzak yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Eisenkot açıklamasında, “Likud ve Netanyahu, seçim sonuçlarını gayrimeşru kılmak için organize ve planlı bir kampanya başlatmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’de 2021 yılında Netanyahu’yu koltuğundan indiren koalisyon hükümeti, ülke tarihinde ilk kez İslamcı kökleri olan Ra’am partisinin dış desteğine dayanarak kurulabilmişti.
Eisenkot’un azınlık hükümeti kurabilmesi için yalnızca Ra’am’ın değil, bünyesinde siyonizm karşıtı partileri de barındıran Arap Ortak Liste’nin de dışarıdan desteğine ihtiyaç duyuluyor.
Resmi seçim sonuçlarının 4 Kasım tarihinde ilan edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Herzog Meclisteki parti liderleriyle istişarelere başlayacak ve hükümeti kurma görevini bir milletvekiline verecek.
Seçimlerin ardından yeni yasama dönemine başlayacak olan Meclisin yemin töreninin 10 Kasım’da yapılması öngörülüyor.
İsrail iç siyasetinde hükümet kurma krizi derinleşirken, İsrail kamu yayıncısı KAN, ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri harekat hazırlıkları kapsamında Negev bölgesindeki hava üslerine 10 askeri kargo uçağı sevk ettiğini duyurdu.
KAN’ın aktardığına göre kargo uçakları İsrail’deki Ovda ve Nevatim hava üslerine iniş yaparken, diğer bazı Amerikan askeri nakliye uçakları da Ürdün, Suudi Arabistan ve Katar’daki üslere yönlendirildi.
Haberde, uçakların ABD’nin Texas eyaletinde konuşlu bulunan ve önleme füzeleri ile hava savunma bataryalarının yer aldığı ülkenin en büyük hava savunma merkezlerinden Fort Bliss Askeri Üssü’nden havalandığı belirtildi.
Uçakların taşıdığı mühimmat veya teçhizatın içeriğine ve Washington yönetiminin İran’a fiili bir saldırı kararı alıp almadığına ilişkin resmi bir Amerikan teyidi gelmedi.
KAN’a konuşan İsrailli bir yetkili, “İsrail ve ABD yakın koordinasyon halindedir; bu konuda henüz kesin bir karar alınmamış olsa da taraflar Başkan Donald Trump’ın vereceği her türlü karara hazırlık yapmaktadır” dedi.
KAN daha önce yayımladığı haberde, Washington yönetiminin Körfez ülkelerini İran’a karşı kısa ve sınırlı bir askeri harekat olasılığı konusunda uyardığını iddia etmişti.
ABD ordusunun Teksas’tan sevk ettiği ilave Patriot hava savunma sistemleriyle Körfez bölgesindeki tahkimatını artırdığı, bölgedeki bazı Amerikan birliklerine askeri tırmanma ihtimaline karşı üslerden ayrılma talimatı verildiği kaydedildi.
Bölgede görev yapan yaklaşık 20 Amerikan savaş gemisine ek olarak, kasım ayı içinde bir uçak gemisi ile bir Deniz Piyadesi birliğinin daha Ortadoğu’ya ulaşması bekleniyor.
The Wall Street Journal gazetesi de ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Brad Cooper’ın Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik muhtemel saldırı seçeneklerine ilişkin kapsamlı bir brifing sunduğunu yazdı.
Amerikalı Demokrat Senatör Chris Murphy, birkaç senatörle birlikte İran’a yönelik planlanan saldırı seçeneklerine dair brifing aldıklarını doğrulayarak hazırlıkları “delilik” olarak niteledi ve operasyonun yıkıcı bir tırmanışa yol açacağı uyarısında bulundu.
ABD ve İsrail, 28 Şubat tarihinde İran’a karşı ortak hava saldırıları düzenlemiş, Tahran’ın bölgedeki ABD ve İsrail hedeflerine misilleme yapmasının ardından nisan ayında taraflar arasında ateşkes sağlanmıştı.
Washington ile Tahran arasında haziran ayında Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisine ilişkin bir mutabakat muhtırası imzalanmış, ancak su yolunun güvenliğine ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle mutabakatın uygulanması askıya alınmıştı.