Ana Sayfa›Güncel›Çırağan Caddesi’ndeki can pazarından acı haber
Çırağan Caddesi’ndeki can pazarından acı haber
İstanbul Çırağan Caddesi'nde iki otomobilin kafa kafaya çarpıştığı trafik kazasında yaralanan üniversite öğrencisi Betül Koruğ, yaşamını yitirdi.
Haber Merkezi
Giriş: 20-05-2026 10:36
Güncel
İstanbul Beşiktaş’taki Çırağan Caddesi’nde iki otomobilin karıştığı trafik kazasında yaralanan üniversite öğrencisi 22 yaşındaki Betül Koruğ, kurtarılamadı.
Kaza, 18 Mayıs Pazartesi saat 04.30 sıralarında Yıldız Mahallesi’nde meydana geldi.
Edinilen bilgiye göre, Arif Kıvanç G. yönetimindeki 34 GPP 245 plakalı otomobille sürücüsü henüz belirlenemeyen 34 CAH 206 plakalı otomobil kafa kafaya çarpıştı.
Çarpışmanın etkisiyle her iki araçta bulunan dokuz kişi yaralandı.
İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaralılara ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı.
Kazada yaralanan Muhammed Ö.’nün sağ diz ve sol kolunda kırıklar oluştuğu, Ferhat B.’nin vücudunda kırıklar bulunduğu, Yiğit D.’nin ise kafa ve sırt ağrısı şikayeti olduğu öğrenildi.
Yaralanan üç kişinin hayati tehlikesinin bulunmadığı bilgisi edinildi.
Kazada Arif Kıvanç G.’nin iki bacağında kırık bulunduğu, Mert D.’nin ise ellerinde kırık olduğu ve her iki kişinin de hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
Tuğba Ö.’nün kafa bölgesinde kırık olduğu ve hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenilirken, Türkalp E.’nin ise bilincinin kapalı olduğu, hayati tehlikesinin de devam ettiği belirtildi.
Nilsu P.’nin ise hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.
Yaralılar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Muhammed Ö. ve Nilsu P. Seyrantepe Hamidiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne, Ferhat B. ile Betül Koruğ Taksim İlk Yardım Hastanesi’ne, Yiğit D. Samatya Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Arif Kıvanç G., Mert D., Tuğba Ö. ve Türkalp E. ise Okmeydanı Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
Betül Koruğ, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.
İstanbul Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak yaşamını yitiren 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin 14 yaşındaki sanık E.Ç.’nin yargılandığı davaya yarın devam edilecek.
Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın karara bağlanması bekleniyor.
Atlas Çağlayan cinayeti davasının ilk duruşması, 9 Haziran günü görülmüştü.
İlk duruşmada, Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı.
Savcılık, zanlı E.Ç. hakkında, Atlas Çağlayan’a yönelik çocuğa karşı öldürme, mağdurlar D.Ç., R.E.O., T.U.A. ile Y.O.O.’ya karşı ise silahla tehdit ile 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarından toplamda 21 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etmişti.
Davanın ikinci duruşması yarın saat 10.00’da görülecek.
Yarın yapılacak olan duruşmada, mahkeme heyetinin kararını açıklaması bekleniyor.
Atlas Çağlayan cinayeti 14 Haziran günü işlendi.
Birbirini daha önceden tanımayan Atlas Çağlayan ve E.Ç. arasında “yan baktın” tartışması nedeniyle kavga çıkmıştı.
Kavgada E.Ç., sustalı diye tabir edilen bıçakla Atlas Çağlayan’ı yaralamış, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Çağlayan kurtarılamamıştı.
Cinayetin ardından aileye mesajlar atan ve sosyal medya üzerinden tehdit eden beş zanlı tutuklanmıştı.
Marmara Denizi'nde Alsu isimli tanker ile çarpıştıktan sonra batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemideki 10 mürettebatı arama çalışmaları altıncı gününde sürüyor.
İstanbul’un Silivri ilçesi açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin kayıp 10 mürettebatını arama çalışmaları sürüyor.
Silivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül günü meydana gelen kazada, Kocaeli’den Aliağa’ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı.
Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemi battı.
Gemide bulunan 10 mürettebattan haber alınamaması üzerine denizde başlatılan arama kurtarma çalışmaları altıncı gününde devam ediyor.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait TCG Akın gemisinin gelişmiş sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracı (ROV) ile yaptığı çalışmalar sonucunda, kazanın dördüncü gününde batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin enkazının yeri tespit edildi.
Enkazın bulunmasının ardından kayıp 10 mürettebata ulaşılması için yürütülen çalışmalara ağırlık verildi.
Kayıp 10 mürettebatın yakınlarının Silivri sahilinde kendileri için oluşturulan irtibat noktasındaki bekleyişi sürüyor.
Ailelerin, arama kurtarma çalışmalarındaki gelişmeler hakkında ekipler tarafından düzenli olarak bilgilendirildiği öğrenildi.
Silivri açıklarındaki gemi kazasının bilirkişi raporu, önemli bilgiler içeriyor.
Kazanın hemen ardından yapılan açıklamalar Alsu’nun, Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batmasına neden olduğuna, uyarıya rağmen bir dizi tehlikeli manevra yaptığına yönelikti.
Hazırlanan ilk bilirkişi raporu, iki geminin de personel ve seyir cihazlarında sorun yaşadığını, kazanın neredeyse kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Raporda kazanın gelişimi şöyle özetlendi;
– Kaza anında Alsu gemisinde 3. Kaptan olarak Murat Evciman görevliydi. Bu görev Evciman’ı bu gemideki ilk vardiya nöbetiydi. Evciman gemideki seyir cihazlarını tanımıyordu.
– Alsu gemisinde saat 03.10’de görevli bir stajyer gözcü vardı. Bu sırada kaptan dahil bütün personel uyuyordu.
– Kaptan Ahmet Eraslan da uyuyordu ve saat 03.20 gibi uyanarak durumu anlamaya çalıştı.
Bilirkişi raporunda iki geminin kaza öncesi manevralarına da yer verildi.
Raporda manevraların dakika dakika gelişimi şöyle aktarıldı:
– Kazadan kısa süre önce, saat 03.08 sıralarında Tuğberk İmamoğlu gemisi, AIS verisi göndermiyordu. Bu cihaz, otomatik tanımlama sistemi olarak biliniyor ve geminin rotasını çevredeki gemilere bildiriyor. İmamoğlu gemisi bu veriyi göndermediği için çevredeki gemiler için görünmez ve tanınmaz hale geldi.
– Kazadan 5 dakika önce, yani saat 03.08 ile 03.09 arasında, Alsu gemisindeki 3. Kaptan Evciman, Tuğberk İmamoğlu gemisiyle temasa geçti. Tuğberk İmamoğlu, Alsu’dan “iskeleye kaçmasını” yani dümeni sola kırmasını istedi.
-Alsu bu istek üzerine, rotasını kendi soluna doğru çevirmeye başladı.
-Alsu rotasını çevirirken Tuğberk İmamoğlu ECDIS sisteminden kayboldu. Elektronik Harita Görüntüleme ve Bilgi Sistemi olarak bilinen bu sistem, haritalar yerine kullanılıyor.
Girne açıklarında batan gemiden kurtarılan 5 kişilik Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat denizde kaldıkları faciada yaşadıklarını anlattı. Aile, 11 yaşındaki kızları Fatma Ada Kaya’nın KKTC’deki ilk kontrollerinin ardından taburcu edildiğini, Adana’da yapılan muayenede ise 4 kaburgasının kırık olduğunun belirlendiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 30 Ağustos’ta 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batması sonucu 14 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 14 kişiyi arama çalışmaları sürüyor .
Gemide, 2 günlük tatil için KKTC’ye giden Hüseyin Kaya (42), eşi Zeynep Kaya (37) ile çocukları Fatma Ada (11), Mira (9) ve Duru Kaya (8) da bulunuyordu. Kaya ailesi, tatilin ardından Türkiye’ye dönmek üzere gemiye bindi.
Yolculuk sırasında gemide sarsıntılar yaşanması üzerine yolcular geminin durdurulmasını istedi. Ailenin iddiasına göre gemi buna rağmen yoluna devam etti. Kısa süre sonra geminin su almaya başlamasıyla yolcular arasında panik yaşandı.
FACİADAN KURTULDULAR, 1,5 SAAT DENİZDE KALDILAR
Faciadan kurtulan Kaya ailesi yaklaşık 1,5 saat denizde kaldı. Olayın ardından KKTC’de hastaneye götürülen Fatma Ada Kaya, yapılan ilk kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.
Aile Adana’ya döndükten sonra kızlarını yeniden hastaneye götürdü. Buradaki kontrollerde Fatma Ada’nın 4 kaburgasının kırık olduğu belirlenerek tedavi altına alındı.
Geminin batmaya başlaması üzerine can yeleklerini giyerek denize atlayan Kaya ailesi, yaklaşık 1,5 saat açık denizde yardım bekledi. Aile, su sporları yapan bir kişinin yardımıyla kurtarılarak karaya çıkarıldı.
Denize atladığı sırada ayağının kayması sonucu düşen 11 yaşındaki Fatma Ada denize atladı ama gemi üzerine devrildi. Daha sonra babası tarafından kurtarıldı. 5 kişilik aileden tek yaralı olan Fatma Ada, kurtarıldıktan sonra KKTC’de hastaneye kaldırıldı. Fatma Ada, burada bel ve kaburga bölgesinde ağrısı olduğunu belirtmesine rağmen yapılan kontrollerin ardından ağrı kesici verilerek taburcu edildi.
4 GÜN SONRA ADANA’YA DÖNDÜ, AĞRILARI GEÇMEYİNCE HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ
Olayın ardından 4 gün sonra uçakla Adana’ya dönen Kaya ailesi, ağrıları geçmeyen Fatma Ada’yı hastaneye götürdü.
Adana Şehir Hastanesi’nde yapılan tetkiklerde küçük kızın 4 kaburgasının kırıldığı belirlendi. Hastaneye yatırılan Fatma Ada’nın tedavisinin sürdüğü, kırıkların parçalı olması nedeniyle yürümesine dahi izin verilmediği öğrenildi .
“DENİZE DÜŞTÜKTEN SONRA GEMİ ÜZERİME DEVRİLDİ”
Yaşadıklarını anlatan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya, geminin batacağını anladıklarında can yeleklerini giyerek denize atladıklarını belirterek, “Türkiye’ye dönmek için gemiye bindik. Yolculuk sırasında geminin batacağını anladığımızda can yeleğimizi giyip denize atlamaya başladık. Ben atlayacağım sırada ayağım kaydı. Denize düştükten sonra gemi üzerime devrildi. Beni babam kurtardı. Daha sonra ekipler beni hastaneye götürdü. Ağrımın çok olduğunu söyledim ama ‘Bir şeyiniz yok’ dediler. Adana’ya döndüğümüzde hastaneye gittik. 4 kaburgamın kırık olduğunu söylediler.” dedi.
“GEMİ SU ALDIĞI SIRADA KAPTAN HIZINI HİÇ KESMEDİ”
Anne Zeynep Kaya ise geminin limandan çıktıktan sonra çok fazla sarsıldığını ve yolcuların geminin durdurulmasını istediğini ifade ederek, “İnsanlar geminin durmasını istedi ama durmadılar. Biz ailece oradan kurtulduk. Kurtulamayanların çoğu kilitli kaldılar. Gemi battıktan sonra hepimiz denizde kaldık. Gemi limandan çıktıktan sonra çok sarsıntı vardı. ‘Gemiyi geri döndürün, biz inmek istiyoruz’ dedik. 5 dakika sonra su almaya başladı. ‘Biz böyle çok gittik, hiçbir şey olmaz’ dediler. Gemi su aldığı sırada kaptan hızını hiç kesmedi” dedi.
Geminin altından patlama sesi geldiğini söyleyen Kaya, “O sırada geminin altından patlama sesi geldi. Kaptan manevra yapınca gemi ters dönmeye başladı. Ben çocuklarıma can yeleği giydirmeye çalışıyordum. Hatta biri bana giydirmiş ama kim olduğunu bilmiyorum. Biz suya atladık, 1 dakika sonra zaten battı. Suda 1 saatten fazla kaldık. Su sporları yapan bir kişi gelip kurtardı bizleri. Oradan hastaneye gittik. Kontrolleri yapıldı ama ‘Bir şey yok’ dediler. Ama kızımın 4 kaburga kemiği kırık çıktı. Kırıklar da parçalı olduğu için şu an yürümesine bile izin verilmiyor. Orada kırık olduğunu fark etmediler. İlk fırsatta onlardan şikayetçi olacağım” dedi.
“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE İNSANLAR ÖLDÜ”
Baba Hüseyin Kaya ise geminin altından gelen patlama sesinin ardından geminin yan yatmaya başladığını ve çok kısa sürede kendilerini denizin içinde bulduklarını söyledi .
Kaya, “Alttan bir patlama sesi geldi. Gemi yan yatmaya başladı. 30 saniye içinde kendimizi suda bulduk. 1,5 saate yakın denizde kaldık. O anlarda çok korktuk. Sonuçta açık denizdeydik ve köpek balıkları da olabilirdi. O an her şeyi düşündük. Gözümüzün önünde insanlar öldü. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyoruz.” dedi.
Olayda yaralanan 11 yaşındaki Fatma Ada Kaya’nın tedavisi Adana Şehir Hastanesi’nde sürerken, aile yaşadıkları olayın ve kızlarının ilk muayenesinde kırıkların fark edilmemesinin araştırılmasını istiyor.