Bizi Takip Edin
İstanbul21°CAçık
BIST10013.981 ▼ -1,90%
DOLAR47,1901 ▲ 0,19%
EURO54,0262 ▲ 0,01%
ALTIN6.093,03 ▲ 1,19%
Murat ÖZKAN

Murat ÖZKAN

e-posta: muratozkan@giresungazete.com.tr

YAZARIN TÜM YAZILARI >

Toplumdaki Ur: Kesin İnançlılar

Giriş: 26-07-2026 23:34

“Kendi görüşünü bilen ama karşı görüşü bilmeyen kişi, aslında kendi görüşünü de pek iyi bilmez.” John Stuart Mill

Eric Hoffer, Kesin İnançlılar adlı eserinde kitle hareketlerinin psikolojisini anlatırken yalnızca bir dönemi değil, insanlığın bitmeyen zaafını tarif eder. Ona göre, sorgulamayı bırakan, mutlak hakikatin yalnızca kendisinde olduğuna inanan insan, artık birey olmaktan çıkar; kalabalığın içinde eriyen bir aparata dönüşür.

Kesin inançlı, her şeyden önce fanatiktir. İnandığı fikri tartışmasız, eleştirmeden ve  sorgulanadan kabul eder. Farklı düşünen herkes onun gözünde düşmandır. Bu yüzden çoğu zaman marjinaldir; toplumun ortak aklıyla değil, kendi dar ideolojik mahallesinin sloganlarıyla yaşar.

Çünkü onda akıl devre dışıdır. Muhakeme yerini ezbere, delil yerini slogana bırakmıştır. İnancı arttıkça düşünme kabiliyeti azalır. Gerçekler hoşuna gitmiyorsa gerçekleri reddeder.

Bu ruh hâlinin en tehlikeli tarafı ise gözünün kararmış olmasıdır. Kendi davası adına her şeyi meşru görebilir. Hukuk tanımaz. Hukuk, yalnızca işine geldiğinde savunduğu bir araçtır. İşine gelmediğinde ise küçümsediği bir engel hâline gelir.

Bunun yanında ahlak ve nezaket bilmez. İnsan onurunu koruyan sınırlar onun için anlamsızdır. Fikir üretmek yerine kişiliğe saldırır. İkna etmek yerine sindirmeye çalışır. En güçlü silahı ise çoğu zaman kalabalığın gücüdür.

Bu yüzden sürekli linç peşinde koşar. Sosyal medyada, meydanlarda ya da günlük hayatın içinde… Birini hedef göstermek, itibarsızlaştırmak ve susturmak onun mücadele yöntemi hâline gelir. Bunun doğal sonucu olarak hakaret eder. Çünkü düşünce yetisi  yoktur.

Kesin inançlı aynı zamanda saldırgandır. Farklı sese tahammül edemezler. Diyalog kuramaz; sadece bağırır.

Ve nihayetinde yıkıcıdır. Çünkü inşa etmek bilgi, sabır ve emek ister. Yıkmak için ise öfke yeter. Tarih, medeniyetleri kuranlardan çok onları sloganlarla yıkan kesin inançlıların bıraktığı enkazlarla doludur.

Trajik olan şudur ki, kendisini büyük davaların kahramanı sanan bu insanlar çoğu zaman başkasının piyonu, maşasıdır. Kendi iradesiyle hareket ettiğini düşünürken, farkında olmadan başkalarının hesaplarına hizmet eder. Kullanılır, yönlendirilir ve günü geldiğinde bir kenara atılır.

En acısı ise kesin inançlıların tek tip olmamasıdır. İçlerinde sosyal medya trolü de vardır, zırcahili de… Hatta diplomalarıyla övünen okumuşu da… Cehalet bazen de bilgisizlikten değil, düşünmeyi reddetmekten doğar.

Toplumun bünyesinde bu zihniyet yayıldığında ortaya çıkan şey yalnızca bir fikir ayrılığı değildir. Bu, farklı kimliklere bürünebilen, bulunduğu yeri içeriden çürüten kötü bir tümör, bir urdur. Sağlıklı dokuyu beslemez; onu tüketir. Düşünceyi değil itaati, hukuku değil gücü, vicdanı değil nefreti büyütür.

Demokrasilerin gerçek gücü, düşünebilen, sorgulayabilen ve birbirini insan olarak görebilen vatandaşların varlığına bağlıdır. Çünkü bir toplum, fanatiklerin gürültüsüyle değil, aklın ve vicdanın sessiz ama sağlam yürüyüşüyle ayakta kalır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.