Kıbrıs'ta Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak ve Ada'ya barışı getirmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın üzerinden 52 yıl geçti.
“20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı” olarak kutlanan Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü kutlanıyor.
Kıbrıslı Mücahitler, Barış Harekatı ile Mehmetçiğin Ada’ya çıktığı ilk günleri anlattı.
Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Beşparmak Dağları’nda dik ve sarp kayaların üzerinden ilerleyerek düşman tahkimatını püskürten ve “efsaneleşen” tankın şoförü Vanlı gazi Abdulkadir Kurt, aradan geçen zamana rağmen silah arkadaşlarıyla verdiği mücadeleyi unutamıyor.
Memleketi Van’ın Erciş ilçesinde yaşamını sürdüren 73 yaşındaki Kurt, Ankara’da askerliğini yaptığı dönemde Kıbrıs Barış Harekatı’nda tank şoförü olarak görev aldı.
Harekat sırasında yaşadıklarını, arkadaşlarıyla verdiği destansı mücadeleyi yeni nesle aktarmaya çalışan Kurt, o döneme ait fotoğrafları, madalya ve hatıraları evinde muhafaza ediyor.
Harekatın 52. yıl dönümü dolayısıyla Erciş Kaymakamı Ahmed Çelik, gazi ve gençlerle evinde ziyarette bulunduğu Kurt’a, Kur’an-ı Kerim, Türk bayrağı ve çiçek takdim etti.
Kurt, harekat sırasında Beşparmak Dağları’nda çok zor şartlar altında görev yaptıklarını söyledi.
Tankın ilerlediği bölgede yol bulunmadığını, kayalık ve uçurumlarla çevrili patika güzergahtan ilerlediklerini anlatan Kurt, şöyle konuştu:
“Her taraf uçurumdu. Temmuzun sıcağı vardı. Tankın içi adeta yanıyordu. Mürettebat olarak 5 kişiydik. Günlerce uykusuz kaldık. Ben sürekli Allah’a dua ediyordum. ‘Allah’ım bana güç, kuvvet ve cesaret ver.’ diyordum. O güçle görevimizi sürdürdük.”
Kurt, mücadelelerini ise, “Beşparmak Dağı’nı bitirmemize çok az kalmıştı. Düşman, bulunduğumuz bölgeye antitank mayınları döşemişti. Sağ palet mayına bastı. Eğer sol palet bassaydı tank aşağıya yuvarlanabilirdi. Patlamanın etkisiyle tank havaya kalktı ve gövdesinin üzerine oturdu. Yaklaşık yarım saat tankın içinde kaldık. Ayağımdan yaralanmıştım. Derim sıyrılmıştı. Ayağım çok yanıyordu ama ben terlediğimi zannediyordum. Daha sonra botumun kanla dolduğunu fark ettim.” ifadeleriyle anlattı.
Yaralanmasına rağmen görevi bırakmayı düşünmediğini dile getiren Kurt, şunları kaydetti:
“O anda acıyı düşünmüyorduk. Tek düşüncemiz görevimizi tamamlamak, düşmana fırsat vermemekti. Bizim için önemli olan vatan göreviydi. Düşmanın bizi imha etmesini ya da esir almasını düşünmüyorduk. Son mermimize kadar mücadele etmeye kararlıydık.”
Bir an bile teslim olmayı düşünmediklerini aktaran Kurt, “Bizden önce Çanakkale’de dedelerimiz nasıl vatanı savunduysa, biz de aynı inançla hareket ediyorduk. Bize düşen görev, o emaneti korumaktı. Aklımızda teslim olmak yoktu. Gerekirse son nefesimize kadar vatanımız için mücadele edecektik.” ifadelerini kullandı.
Kurt, Türk askerinin harekatta büyük fedakarlıkla görev yaptığını vurgulayarak, “Biz o gün çok zor şartlarda mücadele ettik. Bugün Türkiye kendi uçağını, füzesini, insansız hava araçlarını yapıyor. Bunları görmek bizi gururlandırıyor. Allah devletimize, milletimize ve ordumuza güç, kuvvet versin.” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü kutlayarak, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğini vurguladı.
Bakan Fidan sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, “52 yıl önce bugün Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan hak ve yükümlülükleri doğrultusunda gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’nda, kahraman Mücahitlerimizle omuz omuza, yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalmış olan Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin can güvenliğini sağlamış, Ada’daki varlıklarını teminat altına almıştır. Şanlı Türk Ordusu, Kıbrıs’ta yarım asrı aşkın süredir devam eden barış, huzur ve istikrarın da temelini atmıştır.” ifadelerine yer verdi.
Kıbrıslı Türklerin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) çatısı altında özgür, onurlu ve güven içinde yaşamlarını sürdürdüğüne işaret etti.
Fidan, ana vatan ve garantör Türkiye’nin, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğini vurguladı.
Fidan, Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olan Mehmetçik ile Mücahitleri rahmet ve minnetle andığını, gazilere şükranlarını sunduğunu kaydetti.
Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada’daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı düzenledi.
Kıbrıs’ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960’ta kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”, Ada’yı Yunanistan’a bağlamak isteyen Rumların, silah zoru ile Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü.
1963’ten 1974 yılına kadar Kıbrıs Türklerine yönelik başta EOKA terör örgütü olmak üzere bazı Rum devlet görevlilerinin de karıştığı öldürme eylemleri sonucu 30 binden fazla Kıbrıslı Türk, can güvenlikleri olmadığı için 100’ün üzerinde köyü terk etmek zorunda kalarak, etrafı Rum silahlı güçleri ile çevrili izole kamplarda yaşamaya zorlandı.
Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson’un, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios’u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974’te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada’da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti.
Darbe sonucu meşru Cumhurbaşkanı III. Makarios meselenin iç mesele olmadığını ilan ederek, garantör ülkelere (Türkiye, Yunanistan ve İngiltere) duruma müdahale etme çağrısı yaptı.
Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatı’na mensup “Mücahitler” ile birleşti.
Kıbrıs’ta Türk varlığını güvence altına alan Mehmetçik, Rumların ateşkesi bozması ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması sonucu 14 Ağustos 1974’te ikinci harekatı başlattı.
Türk askeri birliklerinin 16 Ağustos 1974 akşamı Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt hattına ulaşmasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci evresi de kesin Türk zaferiyle tamamlandı.