Bizi Takip Edin
İstanbul24°CAçık
BIST10014.418 ▼ -0,26%
DOLAR46,8629 ▲ 0,27%
EURO53,6121 ▲ 0,10%
ALTIN6.277,78 ▲ 1,33%
Ferhat BÜYÜKKALKAN

Ferhat BÜYÜKKALKAN

e-posta: fbuyukkalkan@gmail.com

YAZARIN TÜM YAZILARI >

Ankara Zirvesi: NATO Toplantısı mı, Yeni Ortadoğu Haritasının Provası mı?

Giriş: 03-07-2026 20:40

7–8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, yalnızca klasik bir ittifak toplantısı olarak okunursa büyük resim kaçırılır. Çünkü bu zirvenin asıl anlamı, NATO’nun geleceğinden çok Türkiye’nin yeni güvenlik düzeninde nerede duracağıyla ilgilidir.

Ankara, bu kez sadece ev sahibi değildir. Masanın coğrafi merkezidir.

Ukrayna savaşı, Rusya tehdidi, İran’ın nükleer kapasitesi, İsrail-Gazze hattı, Suriye’nin geleceği, Irak’ın kırılgan güvenliği, Doğu Akdeniz enerji denklemi ve Kızıldeniz-Hürmüz hattındaki geçiş güvenliği aynı başlığın parçalarıdır: Yeni güvenlik mimarisi.

NATO Zirvesi’nde kolektif savunma, savunma harcamaları, Ukrayna’ya destek ve ittifak içi yük paylaşımı öne çıkacak. Ancak Ankara açısından daha kritik soru şudur: Türkiye bu mimarinin kurucu ve dengeleyici aktörü mü olacak, yoksa kurulacak yeni düzenin ileri karakolu mu?

Bu ayrım hayatidir.

Denge kuran ülke, müttefikleriyle iş birliği yapar ama kendi stratejik aklını teslim etmez. İleri karakol ise başkalarının güvenlik önceliklerini kendi sınırlarına taşır. Türkiye’nin önündeki gerçek sınav tam da budur.

Türkiye NATO üyesidir; bu tartışmasızdır. Fakat Türkiye yalnızca NATO üyesi değildir. Karadeniz’de Rusya ile, Ortadoğu’da İran ve Arap dünyasıyla, Doğu Akdeniz’de enerji rekabetiyle, Kafkasya’da Türk dünyasıyla, Avrupa’da güvenlik mimarisiyle aynı anda temas eden nadir ülkelerden biridir.

Bu nedenle Ankara Zirvesi, Türkiye için bir protokol başarısından ibaret görülemez. Bu zirve, Türkiye’nin “merkez ülke” iddiasının test edileceği bir sahnedir.

Eğer Türkiye bu masada yalnızca NATO’nun güney kanadını tahkim eden bir askeri unsur olarak konumlanırsa, stratejik derinliğini kaybeder. Fakat hem NATO içindeki ağırlığını artırır hem de bölgesel aktörlerle konuşabilme kapasitesini korursa, yeni dönemin vazgeçilmez denge ülkesi hâline gelir.

Bugün mesele “Batı mı, Doğu mu?” meselesi değildir. Bu soru artık eskimiştir. Asıl mesele şudur: Türkiye kendi jeopolitik değerini başkalarının stratejisine mi kiralayacak, yoksa bu değeri bağımsız bir diplomatik güce mi dönüştürecek?

Ankara Zirvesi’nin gerçek anlamı burada saklıdır.

Ortadoğu yeniden şekillenirken Türkiye ya haritanın çizildiği masada olacaktır ya da çizilen haritanın sınırlarında görev üstlenecektir.

Tarih, aradaki farkı çok acı öğretir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.