İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlileri kuşatan yerleşimcilere müdahale etmemesi tepkilere yol açtı.
Ortadoğu’nun en güçlü ordusu olarak lanse edilen ve düşman topraklarının derinliklerindeki hedefleri vuran İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da kayalıkların üzerinde oturan küçük bir yerleşimci grubunu bir haftayı aşkın süredir bölgeden uzaklaştıramadı.
Uzmanlar, hükümetin yerleşim hareketine verdiği destek ve yerleşimci ideolojisinin ordu saflarında artan etkisi nedeniyle askeri birliklerin Filistinlilere yönelik tırmanan şiddeti durdurma konusunda uzun süredir eylemsizlik sergilediğini belirtiyor.
Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde bir haftadan uzun süre önce az sayıda yerleşimci, Filistinlileri evlerinde kuşatma altına alarak temel ihtiyaç maddelerinin girişini engelledi.
Olay uluslararası kamuoyunda ve İsrail içinde tepki topladı.
Kuşatma altındaki Filistinlilerden birinin ABD vatandaşı olması üzerine Washington müttefikinden harekete geçmesini talep ettiğini açıklarken, İsrail ordusu da bölgeye defalarca asker sevk etti.
Ancak kınama açıklamaları, bir İsraillinin gözaltına alınması ve yerleşimcilerin çadırlarının sökülmesi dışında yerleşimcileri alandan çıkarmak için neredeyse hiçbir adım atılmadı.
Olay yerine ilk ulaşan bazı askerlerin yerleşimcilerle birlikte dua ettiği görüntülendi. Ordu daha sonra bu askerler hakkında disiplin işlemi başlatılacağını duyurdu.
Kuşatma altındaki bir bölge sakininin AFP ile paylaştığı videolara göre, pazartesi günü dört tekerlekli arazi araçlarıyla (ATV) alana geri dönen yerleşimcilerin İsrail güçleriyle el sıkışıp sohbet ettiği görüldü.
Eski İsrail Başbakanı Şimon Peres’in kıdemli danışmanı ve özel temsilcisi Nimrod Novik, hükümetin aşırılık yanlısı yerleşimcilere verdiği desteğin orduyu “imkansız bir duruma” soktuğunu ifade etti.
AFP’ye konuşan Novik, ordunun “şiddet yanlısı yerleşimcilere karşı sert tedbirler uygulanmasını gerektiren mesleki muhakemesi ve görevi doğrultusunda hareket etmek ile bu teröristlere hem siyasi destek hem de kaynak sağlayan hükümet politikasına bağlı kalmak arasında seçim yapmaya zorlandığını” söyledi.
Novik, “Sonuç ise suçların ciddiyeti veya ABD’nin müdahalesi kaynaklı nadir istisnalar dışında tam bir felç halidir” dedi.
İsrail, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşimlerde bugün 500 binden fazla İsraillinin yaşadığı Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli yaşıyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu’nun sağcı hükümeti döneminde yerleşim inşaatları tarihi seviyelere ulaştı. Kabinedeki bazı bakanlar, İsrail yasalarına göre bile yasa dışı sayılan kaçak yerleşimlerin kurulmasını desteklerken Batı Şeria’nın ilhak edilmesi çağrısında bulunuyor.
Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddeti yıllardır sürüyor ve failler çoğu zaman herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmıyor; ancak son aylarda saldırılarda çarpıcı bir artış yaşanıyor.
İsrailli muharip gazilerin kurduğu “Breaking the Silence” (Sessizliği Bozmak) adlı sivil toplum kuruluşunun yöneticisi olan eski keskin nişancı Nadav Weiman, “İşgalin altyapısı öyle bir kuruldu ki bir asker için, yani bizim için, şiddet yanlısı yerleşimcilere kanunu uygulamak neredeyse imkansızken Filistinlilere istediğimizi yapmak çok kolay” ifadelerini kullandı.
Weiman, askerlere yerleşimcilerle nasıl başa çıkacaklarına dair angajman kurallarının nadiren anlatıldığını, yerleşimcilerin İsrail vatandaşı statüsü nedeniyle askerlere polise başvurmaları gerektiğinin söylendiğini belirtti.
Weiman, “Batı Şeria’daki askerlerden tanıklık topladığımız 22 yıl boyunca şunu gördüm: Birliklerin büyük çoğunluğunda askere yerleşimcilere karşı ne yapabileceğine dair hiçbir şey söylenmiyor” diye konuştu.
Müdahale konusundaki isteksizliğin Batı Şeria’daki yerleşimciler ile askerler arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesinden de kaynaklandığını dile getiren Weiman, ordu öncesi katı ideolojik akademilere katıldıktan sonra subay olan yerleşimcilerin sayısının arttığına dikkat çekti.
Ordunun Batı Şeria Komutanı Tümgeneral Avi Bluth da Eli yerleşimindeki Bnei David askeri hazırlık akademisinde eğitim gören isimler arasında yer alıyor.
Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısının ardından bu sınırlar daha da iç içe geçti.
Askerlerin büyük kısmının Gazze veya Lübnan’da savaşmaya gönderilmesiyle ordu, binlerce yerleşimci yedek askeri Batı Şeria’da kendi yerleşimlerinin güvenliğini sağlamakla görevli bölgesel savunma birliklerine dahil etti.
İnsan hakları örgütü Yesh Din’in verilerine göre, savaşın ilk aylarında yaklaşık 7 bin yerleşimci silahlandırılarak bu birliklere alındı.
Bu yedek askerlerin yerleşimci saldırılarını engellemek yerine olaylara müdahale etmeme veya bizzat bu saldırılara katılma ihtimalinin daha yüksek olduğu kaydediliyor.
Yesh Din, birçoğu artık aktif yedeklik görevinde bulunmasa da ordunun bu kişilerin ateşli silahlarını ve üniformalarını ellerinde tutmalarına izin verdiğini, bu durumun asker kılığına giren yerleşimcilerin şiddeti tırmandırmasına zemin hazırladığını aktarıyor.
AFP’nin ulaştığı İsrail ordusu, Batı Şeria’da İsrail vatandaşlarının ihlalleriyle ilgilenen ana kurumun polis olduğunu belirterek, askerlere “ihlali durdurmak ve polis olay yerine gelene kadar şüphelileri alıkoymak veya gözaltına almak için harekete geçme” talimatı verildiğini savundu.
Ordu açıklamasında, “Askerlerin ordu emirlerine uymadığı durumlarda olaylar kapsamlı bir şekilde incelenir ve buna göre disiplin işlemleri uygulanır” denildi.
Kusra kuşatmasının ardından İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, şiddet yanlısı yerleşimcileri “kovalamanın” askerlerin sorumluluğunda olmadığını savunarak Batı Şeria’daki kolluk görevini polisin devralması çağrısında bulundu.
Kısa vadede hayata geçirilmesi beklenmeyen bu adım, Batı Şeria’nın İsrail tarafından ilhak edilmesine yönelik bir hamle niteliği taşıyor.
Gözlemciler, 27 Ekim seçimleri öncesinde şiddet yanlısı yerleşimcilerin üzerine kararlılıkla gidecek bir siyasi iradenin varlığından şüphe duyuyor ancak meselenin aciliyetle ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Novik, “Yerleşimci şiddeti devam ederse, büyük ve kanlı bir çatışmanın patlak vermemesi asıl şaşırtıcı durum olur” uyarısında bulundu.