Ana Sayfa›Dünya›Yaşlanmayı tersine çeviren denizanası umut oldu

Yaşlanmayı tersine çeviren denizanası umut oldu

Zorlu koşullarla karşılaştığında hücrelerini yeniden programlayarak gençlik evresine dönebilen Turritopsis dohrnii adlı denizanası, tıp dünyasının odağına girdi.

Haber Merkezi
Dünya
Yaşlanmayı tersine çeviren denizanası umut oldu

Bilim insanları, yaşlanma sürecini tersine çevirerek hücresel düzeyde yeniden gençleşebilen “Turritopsis dohrnii” adlı denizanasının genetik mekanizmalarını inceliyor.

Okyanuslarda yaşayan ve “ölümsüz denizanası” olarak anılan bu canlıdan elde edilen verilerin, Alzheimer, inme, kalp krizi ve yaşa bağlı görme kayıpları gibi hastalıkların tedavisinde yeni yöntemlere kapı aralaması hedefleniyor.

Texas A&M Üniversitesi Deniz Biyoloğu Maria Miglietta’nın yürüttüğü laboratuvar testlerinde söz konusu canlıların aç bırakılma, kaynatılma, kesilme ya da aşırı tuzlu veya tatlı suya maruz kalma gibi zorlu şartlarda dahi ölmediği kaydedildi.

Bu tür stres unsurlarıyla karşılaşan yetişkin denizanası, tabana çökerek küre biçiminde bir hücre yığınına dönüşüyor; ardından bir ila üç gün içinde erken yaşam evresi sayılan “polip” formuna geri dönerek yüzlerce yeni denizanası üretebilen bir koloni meydana getiriyor.

Yetişkin bir canlının yeniden erken gelişim evresine dönebilmesi hayvanlar aleminde benzersiz bir özellik olarak öne çıkıyor.

Kertenkele, solucan veya amfibiler kopan uzuvlarını yenileyebilirken hiçbir tür tüm vücudunu bebeklik evresine döndüremiyor.

Bu döngü ilk kez 1992 yılında İtalyan bir araştırmacının hafta sonu beslemeyi unuttuğu denizanalarının öldüğünü sanıp kapta yeni polipler görmesiyle fark edildi.

BBC’ye konuşan Salento Üniversitesinden biyolog Stefano Piraino ise bu dönüşümün, yetişkin dokuların kök hücre benzeri bir duruma geri dönüp yeniden farklılaşmasını sağlayan “transdiferansiyasyon” süreciyle gerçekleştiğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, denizanasının yaşlanmayı durduran bu hücresel mekanizmasının insan dokularında uygulanabilirliğini araştırıyor.

Johns Hopkins Üniversitesinden çocuk onkoloğu Dr. Michael Koldobskiy, BBC’ye verdiği demeçte, hedefin yaşlı insanları bebeklik haline getirmek olmadığını, asıl amacın hücre ve dokuların gençleştirilerek hasarların onarılması olduğunu vurguladı.

Koldobskiy, sürecin işleyişine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yeniden bir embriyoya küçülüp hayata baştan başlamayacağız ancak organ ve doku düzeyinde bunun gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel. Bu canlıların milyonlarca yıl önce geliştirdiği mekanizmaları anlamak tıp için büyük faydalar sağlayabilir.”

İspanya’daki Oviedo Üniversitesinden biyoinformatik uzmanı Victor Quesada ve ekibinin 2022’de yayımladığı genetik harita çalışması da türün sırlarına dair somut veriler sundu.

Gençleşme yeteneği olmayan akraba türlerle kıyaslanan Turritopsis dohrnii’nin DNA yapısında, yaşlanmayla oluşan mutasyonları onaran proteinleri üreten gen kopyalarının daha fazla olduğu görüldü.

Ayrıca DNA uçlarını koruyan ve yaşlandıkça kısalan “telomer” yapılarını muhafaza eden protein genlerinin de bu türde daha yüksek sayıda yer aldığı tespit edildi.

Miglietta’nın 2019 ve 2021 araştırmaları ile devam eden çalışmaları ise kist evresinde aşırı aktifleşen bazı genlerin, insanlarda uzun ömürle bağlantılı genlerle benzerlik taşıdığını ortaya koydu.

Hücresel düzeyde yaşlanmayı yenebilen canlı, Akdeniz’den Karayipler’e ve Japonya’ya kadar geniş bir coğrafyada yayılım gösteriyor.

Fakat araştırmacılar, türün doğada mutlak bir yenilmezliğe sahip olmadığını hatırlatıyor.

Laboratuvar ortamında bazı bireylerin gençleşme döngüsünü tamamlayamadığı ve bu sürecin bir sınırı olabileceği belirtiliyor.

Doğal yaşam alanlarında ise plankton kıtlığı, avcı canlılar ve kolonilerin üzerini kaplayan algler gibi çevresel etkenler denizanalarının ölümüne yol açıyor.

Araştırmacılardan Maria Pascual-Torner, canlının teorik olarak yaşlanmadan ölmeme yeteneği taşısa da aynı zamanda son derece kırılgan bir organizma olduğuna işaret ederek doğadaki en dayanıklı türlerin dahi ölüm gerçeğiyle yüzleştiğini vurguladı.

YORUMLARYorum Yok

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.