Bizi Takip Edin
İstanbul28°CAz bulutlu
BIST10014.274 ▲ 0,10%
DOLAR46,6600 ▲ 0,20%
EURO53,1528 ▲ 0,16%
ALTIN6.130,13 ▲ 1,67%
Abdulkadir EROĞLU

Abdulkadir EROĞLU

e-posta: akadire@hotmail.com

YAZARIN TÜM YAZILARI >

Gezi Yazısı 2: Güneydoğu’da Değişen Hayat ve Amedspor

Giriş: 27-06-2026 12:43

Güneydoğu ziyaretimizde en dikkat çekici gözlemimiz, bölgede son yıllarda yaşanan değişim oldu. 1990’lı yıllarda boşaltılan bazı köylerde evler restore edilmiş, dönüşler hız kazanmış. Silah sesleri yerini günlük hayatın olağan akışına bırakmış. Terörün bitmesi halkı çok mutlu ve pozitif etkilemiş. Sanırım Türkiye’nin en mutlu bölgesi olmuş.

Bölgede elektrik, yol, dinlenme tesisleri, kamp alanları ve sosyal yaşam eskisine göre çok farklı bir noktaya gelmiş. Ekonomik hareketliliğin arttığı, yeni model araçların yaygınlaştığı dikkat çekiyor. Geçmişte sıkça konuşulan sınır kaçakçılığı görüntülerine rastlamadık; sınır ticaretinin daha çok yasal yollarla yürütüldüğü ifade ediliyor. Yol kenarlarında dinlenme tesisleri, çay ocakları, lokantalar ve mola yerleri bulunuyor. Cehennem Deresi’nin tamamı trekkinge açılmış. Doğa tutkunlarına özellikle tavsiye ederim.

İmkânı olan herkes gönül rahatlığıyla bu bölgeyi ziyaret edebilir. Günün her saatinde, 7 gün 24 saat güvenle yolculuk yapabilirsiniz. Kısacası bölge, birçok kişinin zihnindeki eski fotoğraftan oldukça farklı bir noktaya gelmiş. Bölge insanının misafirperverliğini ise ayrıca anlatmaya gerek yok. Zaten bunu bilen bilir. Benim tavsiyem; önyargılarla değil, gidip yerinde görerek karar vermenizdir.

Ancak bütün bu olumlu tabloya rağmen beni en çok düşündüren konu, futbol üzerinden yürüyen siyasi tartışmalar oldu.

Adım adım futbol üzerinden yeni bir gerilim ve kutuplaşma ortamı oluşturulmaya çalışıldığı izlenimi doğuyor. Tarihte bunun acı örnekleri vardır. Yugoslavya’nın dağılma sürecinde oynanan Dinamo Zagreb-Kızılyıldız karşılaşması, toplumsal gerilimin futbol sahalarına nasıl yansıdığını gösteren sembol olaylardan biri olarak hafızalara kazınmıştır. Türkiye’nin böyle bir sürece sürüklenmemesi için başta Türkiye Futbol Federasyonu olmak üzere bütün kurumların büyük sorumluluk taşıdığı kanaatindeyim.

Amedspor’un adı ve kimliği uzun yıllardır sporun ötesinde siyasi ve kültürel tartışmaların konusu olmuştur. Kulübün geçmişi, isim değişiklikleri ve kimliği hakkında farklı görüşler ve iddialar bulunmaktadır. Bazı eski yöneticiler de kulübün zaman içinde yalnızca sportif bir yapı olmaktan çıkarak kimlik eksenli bir anlam kazandığını ifade etmektedir. Ancak hangi görüş benimsenirse benimsensin, futbolun yeni gerilimlerin üretildiği bir alan hâline gelmesine izin verilmemelidir.

Tarih bize, dış güçlerin farklı dönemlerde etnik ve milliyetçi fay hatlarını kullanarak birçok devleti zayıflattığını göstermektedir. Bugün de benzer risklerin bulunduğunu düşünen geniş bir kesim vardır. Bu nedenle siyaset kurumunun kısa vadeli hesaplarla değil, uzun vadeli devlet aklıyla hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.

Son günlerde kamuoyunda çeşitli siyasi senaryolar konuşulmaktadır. Selahattin Demirtaş’ın hukuki durumu, yeni anayasa çalışmaları ve siyasi partiler arasındaki olası iş birlikleri hakkında farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. Bu konuların tamamı hukuk devleti ilkeleri içinde ve demokratik meşruiyet çerçevesinde ele alınmalıdır. Toplumun ortak değerlerini zedeleyecek, kutuplaşmayı artıracak adımlardan herkes kaçınmalıdır.

Ayrıca, DEM Parti tarafından düzenlenen veya bundan sonra düzenlenebilecek “Öcalan’a Özgürlük” mitinglerinin kamu düzeni açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Konuyla ilgili kesinleşmiş yargı kararları bulunduğu dikkate alındığında, idarenin hukuki çerçevede gerekli tedbirleri alması önemlidir. Amaç, toplumsal gerilimi artırmak değil; hukuk düzenini, kamu güvenliğini ve toplumsal huzuru korumaktır.

Bu geziden çıkardığım en önemli sonuç ise şudur: Güneydoğu’yu televizyon ekranlarından değil, gidip yerinde görmek gerekiyor. İnsanlarla aynı sofraya oturunca, aynı çayı paylaşınca birçok önyargının kendiliğinden dağılduğunu görüyorsunuz. Elbette çözülmesi gereken sorunlar vardır. Ancak huzurun korunması, ayrışmayı körükleyen söylemler yerine ortak geleceğe odaklanılması, hepimizin ortak sorumluluğudur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar işaretlenmiştir.